Turkish-German translations for yalnız:

allein · nur · einsam · bloß · lediglich · einzig · ausschließlich · other translations

yalnız allein

Lütfen beni yalnız bırakın!

Lasst mich bitte allein!

Bu yüzden yalnız çalışırım.

Deshalb arbeite ich allein.

Bir daha yalnız kalmak istemiyorum.

Ich will nie wieder allein sein.

Click to see more example sentences
yalnız nur

Bu benim için zor bir durum ve ben Ben yalnızca Michiganlı bir kızım.

Das hier ist schwer für mich und ich ich bin nur ein Mädchen aus Michigan.

Biyometrik bir tasarım. Ve yalnızca Oren'in parmak iziyle açılıyor.

Biometrisches Design, und nur Orens Fingerabdruck wird es öffnen.

Şu an yalnız kalmak istiyorum, lütfen.

Ich will jetzt nur allein sein, bitte.

Click to see more example sentences
yalnız einsam

Yalnız bir avcı için tehlikeli bir macera.

Ein gefährliches Unterfangen für eine einsame Jägerin.

Her neyse, yalnız bir bulut.

Egal, eine einsame Wolke.

O yalnız, ben de yalnızım.

Sie ist einsam, ich bin einsam.

Click to see more example sentences
yalnız bloß

Yalnızca bir refleksti.

Bloß nervöser Reflex.

O yalnızca bir dilenci.

Er ist bloß ein Bettler.

Ölüm son değil, ama yalnızca bir başlangıçtır.

Der Tod ist kein Ende, sondern bloß der Anfang.

Click to see more example sentences
yalnız lediglich

Yalnızca bir hafta!

Lediglich eine Woche!

Yoksa yalnızca bir intikal mi?

Oder lediglich eine Bewegung?

Bu yalnızca bir Bay Reese.

Lediglich ein Konstrukt, Mr. Reese.

Click to see more example sentences
yalnız einzig

Fakat antik mağara çizimleri ve taş oymalar, antik uzaylı kuramcılarını büyüleyecek yalnızca tek örnek biçimi miydi?

Aber sind antike Höhlenmalereien und Steinreliefe, die einzigen Sorten von Abbildungen, welche die Prä-Astronautik-Theoretiker faszinieren?

Bizi yalnızca bir şey uzak tutabilir, Horace ateşkes anlaşmamız.

Das einzige, was uns fernhält, Horace, ist unser Waffenstillstand

Goldman Sachs, John Paulson, ve Morgan Stanley yalnız değildi.

Goldman Sachs, John Paulson und Morgan Stanley waren nicht die Einzigen.

Click to see more example sentences
yalnız ausschließlich

Sıvılar arıtılır, elenir ve yalnızca yetkili tıp personeli tarafından transfer edilir.

Flüssigkeiten werden gereinigt, filtriert und ausschließlich von medizinischem Personal verpflanzt.

Yalnızca bu dokuz hasta hakkında.

Ausschließlich über diese neun Patienten.