Turkish-German translations for yanlış:

falsch · ist · unrecht · schief · Fehler · schlecht · verkehrt · Mißverständnis · ungenau · Fehlinformation · Irrtum · Schuld · unfair · inkorrekt · Täuschung · mißverstehen · other translations

yanlış falsch

Ben bir avukata ihtiyacım yok. Ben yanlış bir şey yapmadım.

Ich brauche keinen Anwalt, ich habe nichts falsch gemacht.

Belki de yanlış bir şey yapıyoruz.

Vielleicht haben wir falsch gehandelt.

Ama o yanlış bir şey yapmadı!

Aber er hat nichts falsch gemacht!

Click to see more example sentences
yanlış ist

Bir kuş gibi yemek deyimini gerçekten biraz yanlış buluyorum çünkü kuşlar gerçekten çok fazla yerler.

Wie ein Vögelchen essen" ist ein ziemlich unzutreffender Ausdruck, denn Vögel fressen wirklich eine Menge.

Ona her şeyin büyük bir yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu söyledim ve bana Şİ iznini verdi.

Ich sagte ihr, es war alles ein großes Missverständnis und sie gab mir deine CFD-Freigabe.

Birincisi, bu çok yanlış.

Erstens ist es falsch.

Click to see more example sentences
yanlış unrecht

Ben yanlış hiçbir şey yapmadım.

Ich habe nichts Unrechtes getan.

Çalışıyorum. Yanlış hiçbir şey yapmıyorum.

Ich arbeite, ich mache nichts Unrechtes.

Bu adam yanlış bir şey yapmadı.

Dieser Mann hat nichts Unrechtes getan.

Click to see more example sentences
yanlış schief

Ama bir şeyler yanlış gitti.

Aber etwas lief schief.

Eğer bir şey yanlış giderse

Wenn etwas schief ginge

Bir şeyler yanlış gitmiş olmalı.

Etwas muss schief gelaufen sein.

Click to see more example sentences
yanlış Fehler

Belki ben yanlış yaptım. Hayır.

Vielleicht hab ich einen Fehler gemacht.

O, sadece tek bir yanlış yapmış bir adam.

Er ist nur ein Mensch, der einen Fehler gemacht hat.

Ve kıskanç bir erkek hep yanlış yapar.

Und ein Eifersüchtiger macht immer Fehler.

Click to see more example sentences
yanlış schlecht

Yanlış! İyi erkekler kötü kadınlardan hoşlanır.

Falsch, gute Männer mögen schlechte Frauen.

Elektroşok." "Yanlış beslenme.

Elektroschock, schlechte Ernährung,

Belki yanlış bir şeyler yapmıştır?

Vielleicht hat er etwas schlechtes getan?

Click to see more example sentences
yanlış verkehrt

Bir şeyler yanlış.

Etwas ist verkehrt.

Berbat bir filmdi ve her şeyi yanlış aktarmıştı!

Das ist ein furchtbarer Film! Und es ist alles verkehrt!

Bunda yanlış bir şey yok sanırım.

Ich schätze, daran ist nichts verkehrt.

Click to see more example sentences
yanlış Mißverständnis

Burada bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum.

Ich glaube hier gibt es ein Mißverständnis.

Bu yüzden bu yanlış anlaşılmayı unutacağım.

Also werde ich das Mißverständnis einfach vergessen.

Sadece bir yanlış anlama.

Es ist nur ein Mißverständnis.

Click to see more example sentences
yanlış ungenau

Cinayete teşebbüs, bu nedenle sahte, yanlış bir suçlama.

Versuchter Mord, deswegen ist es eine falsche, ungenaue Anklage.

Bu biraz yanlış, sence de öyle değil mi?

Das ist etwas ungenau, meinst du nicht?

yanlış Fehlinformation

Buna istihbarat camiasında "yanlış bilgilendirme" denir.

Im Nachrichtendienst nennt man das Fehlinformation.

Bu genel bir yanlış anlaşılma.

Das ist eine bekannte Fehlinformation.

yanlış Irrtum

Aslında bu konuda yanlış bir yargı vardır.

Nun, tatsächlich ist das ein weitverbreiteter Irrtum.

Hayır! Yanlış anlama oldu!

Nein, das ist ein Irrtum!

yanlış Schuld

Bir şey yanlış giderse, bu benim hatam.

Geht etwas schief, ist es meine Schuld.

yanlış unfair

Bu çok haksız bir niteleme ama tamamen yanlış değil.

Das ist eine sehr unfaire Charakterisierung Aber nicht ganz falsch.

yanlış inkorrekt

Çünkü tarihsel olarak yanlıştı.

Weil sie historisch inkorrekt sind.

yanlış Täuschung

Yanlış yönlendirme ve hilekârlık benim sermayem.

Irreführung und Täuschung sind mein Handwerkszeug.

yanlış mißverstehen

Belki beni yanlış anladınız.

Vielleicht mißverstehen Sie mich.