yapabiliyor

Bir süper bilgisayar, bir saniye içerisinde bir trilyondan fazla matematik işlemi yapabiliyor.

Ein Supercomputer kann eine Billiarde mathematische Operationen pro Sekunde ausführen.

En azından yemek yapabiliyor.

Wenigstens kann er kochen, Mum.

Emmy Lou Harris de yapabiliyor mu?

Macht er auch Emmy Lou Harris?

Şimdi otur ve bak bakalım ne yapabiliyor.

Jetzt setz dich und schau, was sie gelernt hat.

Frankie, sağır biri olarak DJ'lik yapabiliyor musun gerçekten?

Frankie, können sie wirklich DJ-en als tauber Mann?

Evet Chewie, bakalım bu teneke yığını neler yapabiliyor.

Chewie, sehen wir mal, was die Schrottmühle draufhat.

Kalp masajı falan yapabiliyor yani.

Sie kann Herz-Rhythmus-Massagen und so.

Bakalım bu alet neler yapabiliyor.

Zeig mal, was das Ding draufhat.

Sadece bu ikiz kız kardeşler yapabiliyor.

Das schaffen nur diese Zwillingsschwestern!

Bir örümcek ne yaparsa onu yapabiliyor.

Hat alles drauf, was eine Spinne kann.