Turkish-German translations for yaratık:

Kreatur · Kreaturen · Wesen · Geschöpfe · Alien · Geschöpf · Lebewesen · other translations

yaratık Kreatur

Büyüleyici bir yaratık, değil mi?

Eine faszinierende Kreatur, oder?

Haydi bana sahib ol,basit yaratık.

Nimm mich, unwürdige Kreatur.

Fyedka bir yaratık değil, Baba.

Fjedka ist keine Kreatur.

Click to see more example sentences
yaratık Kreaturen

Ayrıca, bu korkunç dünya yaratıkları çok lezzetli.

Außerdem sind diese schrecklichen Erden-Kreaturen köstlich.

Yeni bir yaratık raporu.

Einen neuen Kreaturen Bericht.

Yaratıklar çok kötü beslenmişlerdi.

Diese Kreaturen waren extrem unterernährt.

Click to see more example sentences
yaratık Wesen

Üç çıkış var ve hepsi de o yaratıklar tarafından engellenmiş.

Es gibt drei Ausgänge, alle von diesen Wesen blockiert.

Ne kadar çirkin bir yaratık.

So ein hässliches kleines Wesen.

Bu yaratıkların her biri bir ruhtur.

Jedes dieser Wesen ist ein Geist.

Click to see more example sentences
yaratık Geschöpfe

Takdir edilecek yaratıklar, sorgulanamaz şehitler.

Bewundernswerte Geschöpfe, unanfechtbare Märtyrerinnen.

Kusursuz yaratıkların birbirini öldürüyor.

Makellose Geschöpfe töten sich gegenseitig.

Bu zavallı yaratıklar için küresel bir pazar bulunmakta.

Es gibt einen globalen Markt für diese unglücklichen Geschöpfe.

Click to see more example sentences
yaratık Alien

Lütfen, Baker, bizi yaratık hakları gündeminden kurtar.

Bitte, Baker, ersparen Sie uns lhre Alien-Rechte-Rede.

Kainat istilacı bir yaratığın ellerine geçerken geriye sadece bir kaç zaptedilmemiş yer kaldı.

Seit das Universum anfing ein revoltierendes Alien anzubeten blieben nur ein paar wenige Widerständige.

Yani bir kadını ve bir yaratığı becerdim.

Also Ich bumse eine Frau und ein Alien.

Click to see more example sentences
yaratık Geschöpf

Kimsin sen, mitolojik bir yaratık mı?

Wer bist du, du mythologisches Geschöpf?

Yine sen, ben ve güzel yaratık oluruz.

Nur du und ich und dieses wunderschöne Geschöpf.

Şimdi bunu, küçük gerbile benzeyen yaratığa ver.

Gib es dem kleinen mauseähnlichen Geschöpf.

Click to see more example sentences
yaratık Lebewesen

Değil misin? Şakakların garip sualtı yaratıkları gibi zıplıyor.

Ihre Adern pulsieren wie ein merkwürdiges Unterwasser-Lebewesen.

Böyle bir yaratık için, ölüm bir armağan olurdu.

Für solch ein Lebewesen wäre der Tod ein Geschenk.

Tanrım! Bir fare veya bir sıçan. Bir yaratık işte.

Oh mein Gott, eine Maus eine Ratte oder irgendein Lebewesen.

Click to see more example sentences