yeteneği

Ama yetenekli cerrahlar çok iyi sonuçlar doğurabilir.

Aber begabte Chirugen können sehr spezielle Reaktionen hervorrufen.

Çok yetenekli bir dolandırıcısın sen.

Sie sind ein sehr talentierter Trickbetrüger.

Bu yüzden onun yeteneklerine değer vermene ihtiyacımız var.

Deshalb brauchen wir dich, Tereus' Fähigkeiten einzustufen.

Belki onun da bir yeteneği vardı.

Vielleicht hatte sie auch ein Talent.

Saygıdeğer meslektaşımın yetenekli, güzel ve sevecen kızına.

Meines hochgeschätzten Kollegen begabte, wunderschöne, liebevolle Tochter.

Kız arkadaşın çok yetenekli bir doktor.

Ihre Freundin ist eine begabte Ärztin.

Çok yetenekli bir grup.

Eine sehr talentierte Gruppe.

Doğal yeteneklerin günahkar, marazi bir kıvılcımıdır.

Ein sündhafter, morbider Ausbruch natürlicher Gaben.

Benim bir yeteneğim var.

Ich habe eine Fähigkeit.

Yeni ortaya çıkan bir yetenek korkutucu olabilir.

Eine neue Fähigkeit kann beängstigend sein.