Turkish-German translations for yok:

keine · nicht · nichts · nein · es gibt nicht · weg · ohne · fort · verboten · vorhanden · nicht verfügbar · other translations

yok keine

Ben bir avukata ihtiyacım yok. Ben yanlış bir şey yapmadım.

Ich brauche keinen Anwalt, ich habe nichts falsch gemacht.

Ama başka bir projeyi daha denetleyecek zamanım yok!

Aber ich habe keine Zeit für ein weiteres Projekt.

Hayır, ölü hayvanlar, iskeletler yok.

Nein. Keine toten Haustiere. Keine Skelette.

Click to see more example sentences
yok nicht

Param yok. Kredi kartlarım çalışmıyor. Hiç bir şey çalışmıyor.

Ich habe kein Geld, meine Kreditkarten funktionieren nicht.Nichts geht.

Kaptan, Aberdeenli bir bar müdaviminin alkış tutmasını öğrenmesine gerek yok.

Einem Aberdeener Pub-Experten muss man das Applaudieren nicht beibringen.

Bir koca olarak Jules benim için artık yok.

Jules als Ehemann existiert nicht mehr für mich

Click to see more example sentences
yok nichts

Ben bir avukata ihtiyacım yok. Ben yanlış bir şey yapmadım.

Ich brauche keinen Anwalt, ich habe nichts falsch gemacht.

Elimde başka bir şey yok.

Ich habe sonst nichts weiter.

Bir şeyi bastırdığım falan yok.

Ich verdränge gar nichts.

Click to see more example sentences
yok nein

Hayır, hayır, hayır. Provaya zaman yok.

Nein, nein, nein keine Zeit für Probedurchläufe.

Hayır, hiç düşmanım yok.

Nein, ich habe keine Feinde.

Hayır, fotoğraf yok.

Nein. Kein Bild.

Click to see more example sentences
yok es gibt nicht

Bende bir virüs var ve doktorlar ne olduğunu bilmiyorlar ve bu konuda yapabilecekleri hiçbir şey yok.

Ich habe einen Virus, die Ärzte wissen nicht, was es ist, und es gibt nichts, was sie dagegen tun können.

Sadece Martha yüzünden de değil çünkü şans diye bir şey yoktur.

Und nicht nur wegen Martha. Denn es gibt so was wie Glück nicht.

Kötü bir fikir diye bir şey yoktur.

So was wie eine schlechte Idee gibt es nicht.

Click to see more example sentences
yok weg

Zaman yok, gitmemiz gerek.

Keine Zeit. Wir müssen weg.

Anna için mi buradasın yoksa benim için mi?

Sind Sie wegen Anna oder meinetwegen hier?

Maç yapmak için mi geldin yoksa sadaka için mi yine?

Kommst du für ein Spiel oder wegen weiterer Almosen?

Click to see more example sentences
yok ohne

Gazetede çıkan haberlerin gerçekle ilgisi yoktur.

Gegenteilige Behauptungen sind ohne jede faktische Grundlage.

Gelişme yok. Yardım olmadan.

Kein Wachstum ohne Hilfe.

Gömleği yok, gömleği yok.

Ohne Hemd, ohne Hemd.

Click to see more example sentences
yok fort

Ve artık sen yoksun ve Evie'miz o benden nefret ediyor.

Und jetzt bist du fort und unsere Evie sie hasst mich.

O artık yok.

Sie ist fort.

Ve sen de yoksun

Und du bist fort.

Click to see more example sentences
yok verboten

Elleşme koklaşma yok bölgesi oluşturdum.

Ich habe Knutschereien verboten.

Şeker yemek yok, çizgiroman yok ve koridorda ışık da yok.

Bonbonverbot, Comics-Verbot und kein Licht mehr im Flur!

Üzgünüm, sigara içmek yok.

Tut mir Leid, Rauchen verboten.

Click to see more example sentences
yok vorhanden

Aktör Anton Karidian hakkında kayıtlı kimlik bilgisi yoktur.

Keine Identifikationsdaten zu Schauspieler Anton Karidian vorhanden.

yok nicht verfügbar

Dr. Stark ortalarda yok.

Dr. Stark ist nicht verfügbar.