yoktu

Ben bir avukata ihtiyacım yok. Ben yanlış bir şey yapmadım.

Ich brauche keinen Anwalt, ich habe nichts falsch gemacht.

Bizim insanlara bir kemik atmalısınız yoksa onları sonsuza dek kaybedeceksiniz.

Sie müssen unseren Leuten einen Knochen zuwerfen, sonst könnten Sie sie entgültig verlieren.

Bir şey çıkmadı. Ehliyet, parmak izi, tutuklama, hiçbir şey yok.

Kein Führerschein, keine Fingerabdrücke, keine Haftbefehle, gar nichts.

Elimde bir kanıt yok ama senelerdir Victoria'nın yüzünü inceliyorum.

Ich habe keine Beweise, aber ich habe Victorias Gesicht jahrelang studiert.

Hayır, hayır, hayır. Provaya zaman yok.

Nein, nein, nein keine Zeit für Probedurchläufe.

Beş dakikam yok, ama başka bir şeyim var senin için.

Ich habe keine fünf Minuten, aber ich habe etwas anderes für Sie.

Plastik bir bileziğe ihtiyacım yok. Ama şu kimliği kullanabilirim.

Ich brauche kein Plastikarmband, aber ich könnte diesen Ausweis gebrauchen.

Hiç kredi kartı kullanmamış, bankadan para çekmemiş, hiçbir finansal aktivitesi yok.

Keine Kreditkarten Belege, keine keine Abhebungen.. keine finanziellen Aktivitäten überhaupt.

Bildiğim kadarıyla konuşabileceğimiz herhangi bir ortak noktamız yok.

Wir haben keine überschneidenden Interessensgebiete, soweit ich weiß.

Bir fikrim yok, ama başka şansım da yok, değil mi?

Keine Ahnung, aber habe wohl keine andere Wahl, oder?