Turkish-German translations for yol:

Wege, Weg · Straßen, Straße · Art · Möglichkeit · Pfad · führen · Weise · Route · Bahnen, Bahn · Methode · Bus · Strasse · Strecke · Mittel · other translations

yol Wege, Weg

Başka bir yol bulmak zorundayız.

Wir müssen einen anderen Weg finden.

Daha iyi bir yol biliyorum.

Ich kenne einen besseren Weg.

Ama her zaman başka bir yol vardır.

Aber es gibt immer einen anderen Weg.

Click to see more example sentences
yol Straßen, Straße

Komuşu yok, arabalar yok, yol yok, ışık yok.

Keine Nachbarn, keine Autos, keine Straßen, kein Lichter.

Yeni bir yol dış dünyayı Spectre'a getirmişti bankalar, ipotekler ve borçlarla birlikte.

Eine neue Straße hatte die Außenwelt nach Spectre gebracht. Banken, Pfändungen und Schulden.

Bu yolda daha önce de böyle bir şey görmüştüm.

Ich habe so etwas schon einmal auf dieser Straße gesehen.

Click to see more example sentences
yol Art

Bir çeşit yol işareti veya duba olmalı.

Muss eine Art Funkbake sein oder eine Markierung.

Bir insanı öldürmek için nasıl bir yol bu böyle?

Was ist das für eine Art, einen Menschen umzubringen?

Vay, biriyle tanışmak için ne komik bir yol.

Wow, was für eine lustige Art, jemand kennenzulernen.

Click to see more example sentences
yol Möglichkeit

Başka bir sürü yol var senin Senin barın için para biriktirmen için.

Es gibt viele andere Möglichkeiten, wie du Geld für deine Bar auftreiben kannst.

Her zaman bir yol vardır Ari.

Es gibt immer eine Möglichkeit, Ari.

Keşke bunu yapmanın başka bir yolu olsaydı.

Ich wünschte, es gäbe eine andere Möglichkeit.

Click to see more example sentences
yol Pfad

Kayalık bir yoldur.

Ein steiniger Pfad.

Aydınlık Yol, Üçüncü Dünya ülkelerini birleştirdi.

Der Leuchtende Pfad vereinigt Dritte-Welt-Länder.

Eski cip yolunu kastediyor.

Sie meint den alten Jeep-Pfad.

Click to see more example sentences
yol führen

Küçük bir çocuk yol gösterecek onlara.

Ein kleiner Knabe wird sie führen.

Küçük bir çocuk yol gösterecek onlara," dedin.

Du sagtest: "Ein kleiner Knabe wird sie führen.

Bu da yıkıcı kredilendirmenin çok artmasına yol açtı.

Dies führte zu einem massiven Anstieg betrügerischer Kreditvergaben.

Click to see more example sentences
yol Weise

Bazen bir karga onlara yol gösterir.

Manchmal weist ihnen eine Krähe den Weg.

Bir rehbere, Tanrı'nın bir kuluna, bize yolu göstermesi için ihtiyacım var.

Ich benötige einen Führer, einen Gottesmann, der mir den Weg weist.

Doğal yollarla. Sıkı bir diyet ve egzersiz alışkanlığıyla.

Auf natürliche Weise, mit strenger Diät und Sport.

Click to see more example sentences
yol Route

Concord'a yaklaşan iki FBI aracı için yolu temizleyin.

Eine Route für zwei FBl-Wagen Richtung Concord.

Fakat hangi yol?

Aber welche Route?

Kaplan, bize alternatif bir yol bul.

Kaplan, finde uns eine alternative Route.

Click to see more example sentences
yol Bahnen, Bahn

Makine Dairesi! Anne! Sinaptik yolları kararsızlaşıyor.

Maschinenraum, ihre synaptischen Bahnen destabilisieren sich.

Yoksa bütün yolları tutmuşlar mı?

Oder sind alle Bahnen belegt?

Sıralı yetmezlik ihtimali her yeni yolla artıyordu.

Ein Kaskadenversagen wurde mit jeder neuen Bahn wahrscheinlicher.

Click to see more example sentences
yol Methode

Onu altetmenin daha iyi yolları var.

Es gibt bessere Methoden, ihn fertigzumachen.

Talaksiyanlar, bir sürü jeotermal enerji üretebilecek bir yol bulmuşlar.

Die Talaxianer kennen eine Methode zur Gewinnung geothermischer Energie.

Bunu yapmanın tek bir yolu var,

Es gibt nur eine Methode.

yol Bus

O her otobüs yolculuğunda kusar.

Er kotzt immer den Bus voll.

O yüzden sanırım şehirden çıkmanın en güvenli yolu bu.

Ich glaub, dieser Hippie-Bus ist der sicherste Weg aus der Stadt.

yol Strasse

Lakin yol çok uzun ve ölümcül.

Aber die Strasse ist tödlich und lang.

SOKAKTAKİ CESET SORUŞTURMAYA YOL AÇIYOR

LEICHE AUF STRASSE FÜHRTZU UNTERSUCHUNG

yol Strecke

Granadilla'dan Marina'ya giden yol

Die Strecke nach Granadilla, Marina.

yol Mittel

Amaca giden her yol mubahtır.

Der Zweck heiligt die Mittel.