yolluyorlar

Sana bir menü yolluyorlar.

Sie schicken eine Speisekarte.

Joe uçmaktan nefret ediyor çünkü onu her zaman köpeklerle birlikte yolluyorlar.

Joe hasst die Fliegerei, weil er immer bei den Hunden mitfliegen muss.

Hobbs, senin kum torbanı içeri yolluyorlar.

Hobbs, die schicken Ihren Sandsack rein.

Evet. Yarın beni eyalet hapishanesine yolluyorlar.

Yeah, sie karren mich morgen ins Bezirksgefängnis.

Tişörtler yolluyorlar, bira örtüleri yolluyorlar.

Sie schicken mir T-Shirts und Bierschoner.

Bir füze yolluyorlar.

Von dem Raketenstart.