Turkish-German translations for zaman:

wann · Zeit, Zeiten · wenn · Mal · Zeitpunkt · Moment · Stunde · Ankunftszeit · Termin · Takte, Takt · Termine · other translations

zaman wann

Ne zamandan beri "sundurma maymunu" ırksal bir aşağılama oldu?

Seit wann ist "Bananenfresser" plötzliche eine rassistische Beleidigung?

Yani, ne zamandan beri?

Ich meine, seit wann?

O havuç yemeye ne zaman başladı?

Seit wann isst sie Karotten?

Click to see more example sentences
zaman Zeit, Zeiten

Sormak istediğin bazı sorular var biliyorum ama Balawi'ye biraz zaman ver.

Ich weiß, Sie wollen sicher einige Fragen loswerden, aber geben Sie Balawi etwas Zeit.

Bunun için zamanım yok.

Dafür habe ich keine Zeit.

Boşa zaman harcıyoruz.

Wir verschwenden Zeit.

Click to see more example sentences
zaman wenn

Diban Niz bağırdığı zaman,Kirala'nın sebzeleri sallanırdı.

Wenn Deepan Nairs schreit, erschauert Keralas greeney

Monica ölürse, o zaman Emma'yı ben alırdım, değil mi?

Wenn Monica stirbt, dann würde ich Emma bekommen. Stimmt's?

Her şey sona erdiğinde söz veriyorum ki, sonunda o her zaman istediğin anne olacağım.

Wenn alles vorbei ist, verspreche ich, dass ich endlich die Mutter sein werde, die du immer wolltest.

Click to see more example sentences
zaman Mal

Miles'ın her zaman dediği gibi iyi bir rehine her zaman işe yarar.

Es ist, wie Miles schon immer sagte. Eine gute Geiselnahme funktioniert jedes Mal.

Eski ortağınız, Sebastian Jones onu en son ne zaman gördünüz?

Ihr Ex-Partner, Sebastian Jones, wann haben Sie ihn das letzte Mal gesehen?

LA-Z-BO Y olmadan en son ne zaman bir home run yaptın?

Wann hast du das letzte Mal einen Homerun gemacht ohne LA-Z-BDY?

Click to see more example sentences
zaman Zeitpunkt

Biliyorum ama şimdi gerçekten kötü bir zaman.

Ich weiß, aber jetzt ist ein schlechter Zeitpunkt dazu.

İyi bir zaman değil, Mike.

Kein guter Zeitpunkt, Mike.

Bu Lucas ve benim için iyi bir zaman değil.

Es ist kein guter Zeitpunkt für mich und Lucas.

Click to see more example sentences
zaman Moment

Bu da o zamanlardan biri.

Dies ist einer dieser Momente.

Bu anı çok uzun zamandır bekliyordum, Peder Tucker.

Ich habe auf diesen Moment sehr lange gewartet, Vater Tucker.

Bu işi yapmak için kötü bir zaman bu?

Ist das ein schlechter Moment, um das zu tun?

Click to see more example sentences
zaman Stunde

Bir saat sonra seni atarım o zaman.

Ich werf dich dann nach einer Stunde raus.

Bir saat zamanın var.

Du hast eine Stunde Zeit.

Bir saatten az zaman var.

Das ist weniger als eine Stunde.

Click to see more example sentences
zaman Ankunftszeit

Tahmini varış zamanı Bay Data?

Geschätzte Ankunftszeit, Mr Data?

Yaklaşan geminin tahmini varış zamanı.

Geschätzte Ankunftszeit des Schiffes?

Bilgisayar, Tarafsız Bölge'ye yaklaşık varış zamanımız?

Computer, errechnete Ankunftszeit in der neutralen Zone?

Click to see more example sentences
zaman Termin

Ralphi randevu ne zaman?

Ralfi der Termin. Wann?

O zaman bir randevu ayarlamamız gerekiyor.

Dann müssen wir einen Termin machen.

zaman Takte, Takt

İlk ölçünün dördüncü zamanı.

Vierter Schlag im ersten Takt.

zaman Termine

Her zaman son dakika randevuları yapıyor, Her zaman boks alanında ve hep geç saatlerde geliyor.

Macht Termine immer in letzter Minute, immer im Boxbereich und immer spät nachts.