Esstisch

Hände haltend um den Esstisch sitzend, Tischgebete für die Gnade in unserem Leben sprechend.

Yemek masasının etrafında ellerimizi birleştirerek şükredince hayatlarımıza bir etkisi oluyormuş gibi.

Leonard hat einen Esstisch gekauft.

Leonard eve yemek masası aldı.

Das ist Ihr Esstisch.

Bu sizin yemek masanız.

Jemand stahl meinen Esstisch.

Birisi benim yemek masamı çaldı.

Keine Glocks auf dem Esstisch.

Yemek masasına Glock koymak yok.