Jesses

Nein, alles, was wir brauchen, ist in Jesses Kopf.

Hayır, ihtiyacımız olan her şey Jesse'nin kafasının içinde

George hat ihm einen Job in Jesses Motorrad-Werkstatt besorgt.

George ona, Jesse'nin dükkânında bir bulmuştu.

Er roch Talkum-Puder und Flieder auf Jesses Kopfkissen.

Jesse'nin yastık kılıfındaki pudra ve leylak kokusunu içine çekti.

Jesses, das Zeug ist fantastisch!

Tanrım, bu malzeme muhteşem.

Fi, Jesses Kontakt war nicht bloß ein Waffenschieber.

Fi, Jesse'nin adamı, sadece bir silah kaçakçısı değil.

Ja. Jesses Zimmer.

Evet, Jesse'nin odası.

Ja! Ja, ich komme, Jesses.

Evet, geliyorum Tanrı aşkına.