Land için Almanca-Türkçe çeviriler:

ülke · toprak · arazi · yer · eyalet · kara · kır · taşra · diğer çevirileri

Land ülke

Ich kann dich innerhalb vier Stunden außer Landes bringen.

Seni dört saat içinde ülke dışına çıkarabilirim.

So lachen wir den ganzen Tag im fröhlichen Lande Oz.

Biz bütün gün böyle güleriz Mutlu Oz Ülkesinde

Ohne Loyalität ist ein Land ein Dschungel ohne Regeln.

Sadakat olmadan, bir ülke kanunsuz bir ormandır.

Land toprak

Dies ist Apachen-Land.

Burası Apaçi toprağı.

Und nun möchte ich dieses Land erforschen, bevor ich sterbe.

Ve şimdi ölmeden önce o toprakları araştırmak istiyorum.

Sie verdienen eine Zuhause ein gelobtes Land.

Bir yuva, vaat edilmiş bir toprak hak ediyorlar.

Land arazi

Ihr Land wird eine kalte, dunkle, nukleare Einöde sein.

Ülkeniz soğuk ve karanlık bir nükleer araziye dönecek.

Dann ist dieses Land wertlos.

O zaman bu arazi değersiz.

Aber ich will kein Land.

Ama ben arazi istemiyorum.

Land yer

Hier? Ein Freizeit-Nirvana für nordische Länder.

İskandinav ülkelerinin uğrak yeri olacak.

Blumen, Halbmond, rote Erde, schwindender Himmel und schwindendes Land, wurzelloses Gras

Vahşi çiçekler, hilal ay, kırmızı dünya solan gök, solan yer, yeşil köksüz otlar

In einigen Tagen wird der Aufenthalt in diesen Bunkern der einzige sichere Platz im ganzen Land sein.

Birkaç gün içinde, o yeraltı sığınaklarının içinde olmak tüm ülkedeki tek güvenli yer olacak.

Land eyalet

Drei der langweiligsten Bundesstaaten unseres Landes.

Ülkenin en sıkıcı eyaletleri olduklarını.

Auf staatlichem Land angebaut.

Eyalet toprağı üzerinde yetişiyor.

Troy, Georgien ist ein Land, nicht der Bundesstaat.

Troy, senin ülken Gürcistan, Georgia eyaleti değil.

Land kara

Wir nennen sie Land-Seelöwen.

Onlara kara deniz aslanları diyoruz.

Ein Schiff und etwas Land.

Bir gemi ve uzun bir kara.

Der Sturm kam und trennte das Land.

Fırtına geldi ve kara parçasını böldü.

Land kır

Cristina, Juan Antonio und Maria Elena fuhren aufs Land.

Cristina, Juan Antonio ve Maria Elena kıra bisiklet binmeye gittiler.

Das Land ist grau und. braun und weiß und Bäume.

Kırlar boz ve kahverengi ve beyaz ve ağaçlar.

Ich gehe trotzdem aufs Land.

Yine de kırlara gidiyorum.

Land taşra

Ich träume von einer Tasse Tee und einen Mädchen vom Lande.

Benimki de bir fincan çay ve küçük bir taşra kızı.