Todesangst

Ich hab Todesangst.

Ben ölümüne korkuyorum.

Robert bereitete ihm Todesangst.

Robert çocuğun ödünü koparmıştı.

Ich litt an Angstattacken und Klaustrophobie und akuter Todesangst.

Biliyor musun yaşamaya başladı, kaygı ve klostrofobi ve şiddetli ölüm korkusu.

Er war noch ein Kind, er hatte Todesangst.

O daha bir çocuktu ve ölümüne korkmuştu.

Isak hatte Todesangst und hat sich unterm Klavier versteckt.

İsak çok korkmuş ve piyanonun altına gizlenmiş.

Todesangst und Todesraserei erfüllte die Stadt

Ölüm dehşeti ve ölüm korkusu tüm şehre yayıldı.

Das nennt man "Todesangst".

Buna "ölüm korkusu" denir.

Todesangst ist nicht die einzige Angst.

Ölüm korkusu, tek korku değildir.