Wenn's

Wie wär's, wenn Sie sich selbst helfen?

O zaman kendine yardım etmeye ne dersin?

Wie wär's, wenn wir heute Abend rüberfliegen?

Bu akşam oraya gelmemize ne dersin?

Wie wär's, wenn ich Ihnen helfe?

Ne dersiniz, size yardım edeyim bari?

Wenn's infektiös ist, ein paar Wochen.

Tümörse bir-iki ay. Enfeksiyonsa birkaç hafta.

Wie wär's, wenn wir Pillen-Brownies backen?

Ne biz sadece yaptıysanız, gibi, hap kek?

Wenn's dich beruhigt: Ich versprech's!

Eğer seni rahatlatacaksa, söz veriyorum.

Wenn's vorbei ist.

Bu bittiğinde.

Wenn ich's höre, schrei ich zurück.

Eğer duyarsam ben de geri bağırırım.

Stimmt, wenn dann war's Denslows.

Doğru, o zaman Denslows'unki idi.

Wenn's überhaupt Mayas ist.

Eğer gerçekten Maya'nın ise.