angeht

Wollen Sie mich angehen, Brian?

Bana sinirlenecek misin Brian?

Der Kühlschrank-Kompressor ist vielleicht angegangen

Sonra buzdolabının kompresörü ateşlemiş.

Was die andere Sache angeht, die Grundstücksgrenze Das soll sich Solomon Schlutz ansehen.

Diğer bir konu da, komşuların arazi hududu Solomon Schlutz'dan bakmasını istedim.

Und ich sage, daß dich das nichts angeht.

Ben de diyorum ki bu seni hiç ilgilendirmez.

Mr. Spock, was Shermans Planeten angeht, den hat uns Captain Kirk bereits gegeben.

Mr. Spock, Sherman Gezegeniyle ilgili olarak, Kaptan Kirk zaten onu bize verdi.

Naja, noch gibt es nichts zu feiern, aber ich habe ein gutes Gefühl, was das angeht.

Daha kutlayacak bir şey yok. Ama bu sefer içimde iyi bir his var.

Und was Sie angeht, Daisy, haben Ihnen die Jahre hier nichts beigebracht?

Sana gelince Daisy, burada geçirdiğin yıllar sana bir şey öğretmedi mi?

Ich habe ein schlechtes Gefühl was das Date angeht.

Bu randevuyla ilgili içimde kötü bir his var.

Also müssen wir uns ranhalten, wir müssen das ersthaft angehen.

Bu yüzden işi hızlandırmalıyız. Bunu ciddiye almamız gerek.

Ich versichere dir, Bruder dass dich das nichts angeht.

Seni temin ederim ki ağabey bu konu seni hiç ilgilendirmez.