beigebracht

Wenn Sie ihn manchmal missen können, kann ich ihm Englisch beibringen.

Eğer onu bazen boşa çıkarabilirsen, ona İngilizce öğretmek isterim.

Ich könnte Ihnen ein paar neue Vorgehensweisen beibringen.

Sana öğretebileceğim yeni bir kaç prosedür var.

Jemand muss dieser Schrottbeule anscheinend Manieren beibringen.

Birinin bu metal yığınına biraz terbiye vermesi gerek.

Wenigstens habe ich euch etwas beigebracht.

En azından size bir şey öğretebilmişim.

Sie versuchten, ihnen Hoodoo-Zaubertricks beizubringen.

Onlara, Hoodoo büyüsünün nasıl yapılacağını öğretiyorlarmış.

Ich habe ihm alles beigebracht.

Ona bildiği her şeyi ben öğrettim.

Sie haben ihr alles beigebracht.

Ona her şeyi sen öğrettin.

Ich kann Ihnen nichts beibringen.

Sana hiçbir şey öğretemem.

Soll ich ihm einen coolen Handschlag beibringen?

Ona nasıl havalı el sıkışıldığını öğretmeli miyim?

Ich kann jedem Japanisch beibringen.

Ben herhangi birine Japonca öğretebilirim.