doch için Almanca-Türkçe çeviriler:

ama · evet · hayır · yine · yine de · fakat · tabii · keşke · henüz · mutlaka · bununla birlikte · bununla beraber · diğer çevirileri

doch ama

Doch, sie ist sehr schön, aber sie ist viel schöner.

Elbette çok güzel ama ama bu kadar değil!

Doch eines Tages besiege ich ihn.

Ama bir gün onu yeneceğim.

Fordernd, doch leer.

Talepkar, ama boş.

doch evet

Doch, bitte, gehen wir nach Hause.

Evet. Lütfen, hadi eve gidelim.

Nein, doch Kopf.

Hayır tura. Evet.

Oh doch, Castle.

Ah, evet Castle.

doch hayır

Nein, sie ist doch noch ein Kind.

Hayır, hayır, o sadece küçük bir kız.

Nein, darum geht's doch.

Hayır, konu da bu zaten!

Nein. Er hat doch nichts getan!

Hayır, o yanlış bir şey yapmadı!

doch yine

Aber wir gehen doch trotzdem morgen Nacht, oder?

Ama yine de yarın gece çıkıyoruz değil mi?

Ich weiß, doch Sie gehen ein großes politisches Risiko ein.

Yine de, sizin de büyük bir politik risk aldığınızı biliyorum.

Und doch versuchen Sie, mich umzubringen.

Yine de beni öldürmeye çalışıyorsun.

doch yine de

Aber wir gehen doch trotzdem morgen Nacht, oder?

Ama yine de yarın gece çıkıyoruz değil mi?

Ich weiß, doch Sie gehen ein großes politisches Risiko ein.

Yine de, sizin de büyük bir politik risk aldığınızı biliyorum.

Und doch versuchen Sie, mich umzubringen.

Yine de beni öldürmeye çalışıyorsun.

doch fakat

Aber Sie sind doch auch ein Mensch!

Fakat sen de nihayetinde bir insansın.

Doch welcher wurde vernichtet?

Fakat hangisi yok edildi?

Aber es ist doch ein Schlüssel für ein Schließfach?

Fakat bu bir kiralık kasa anahtarı değil mi?

doch tabii

Nein. Nein, nein, möchte ich doch.

Hayır, hayır istiyorum tabii ki.

Ist doch kein Weltuntergang!

Dünyanın sonu değil. Sonu tabii!

Freunde. Klar doch.

Arkadaş, ya tabii.

doch keşke

Wäre doch OnkeI Ethan hier.

Keşke Ethan Amca burada olsaydı.

Wenn Gareth doch hier wäre.

Keşke Gareth da burada olsaydı.

Ach, wäre ich doch ein Held.

Keşke ben de kahraman olsaydım.

doch henüz

Natürlich verheimlichte sie Boris' Identität, doch Isabelle kannte ihn ohnehin nicht.

Tabii ki Boris'in kimliğini sakladı. Zaten lsabelle henüz tanımıyordu onu.

Doch die Datendateien in Ihrem Schädelprozessor sind intakt.

Ve henüz kortikal işlemcindeki veri dosyaları bozulmamış görünüyor.

doch mutlaka

Sie müssen doch ein Lieblingselement haben.

Senin de favori bir elementin vardır mutlaka.

Es muss doch was geben.

Mutlaka bir şey olmalı.

doch bununla birlikte

Das Zusammenleben war doch nicht so schlecht, oder?

Birlikte yaşamak hiç bu kadar kötü olmamıştı, değil mi?

doch bununla beraber

Wir könnten doch heute Abend zusammen essen.

Belki bu akşam beraber yemek yiyebiliriz.