durstigen

Durstige Gäule zieht's zur Tränke.

Vay vay, susayanlar çeşmeye gider tabii.

Schwätzern zuzuhören, macht mich durstig.

Çok konuşanları dinlemek beni susatır.

Meerwasser macht dich durstig.

Okyanus suyu seni susatır.

Hey, schon wieder durstig?

Hey, yine mi susadın?

Wir sind sehr durstig, Sir.

Çok fazla susadık efendim.

Kate ich bin sehr durstig.

Kate, gerçekten çok susadım.

Diese Dürre macht mich so durstig ich brauche Wasser, bitte.

Bu kuraklık beni çok susattı, su içmeliyim, lütfen.

Und diese durstigen afrikanischen Menschen!

Ve Afrika'da yaşayan susuz insanlar için.

Dachte, du könntest durstig sein.

Susamış olabilirsin diye düşündüm.

All diese Qual und Folter hat mich durstig gemacht.

Tüm o acı ve işkence beni iyice susattı.