eigenen

Natürlich, alle möglichen Gruppierungen haben ihren eigenen Gruá.

Elbette, bütün grupların kendine özgü selamları vardır.

Dann werden wir uns eigene Bibel schreiben.

O zaman bizim de kendi İncil'imiz olur.

Ein Lieblingssong, ein gutes Buch sogar dein eigenes Leben.

En sevdiğiniz şarkı. İyi bir kitap. Kendi hayatınız bile.

Sie haben eigenes Geld, oder?

Kendi paran var, değil mi?

Nein, danke. Wir finden einen eigenen Weg.

Hayır teşekkürler, biz bir yolunu buluruz.

Aber ich hab meine eigene Sportschau.

Ama benim kendi spor programım var.

Jeder Schattenjäger sollte sein eigenes Elbenlicht haben.

Her Gölge Avcısı'nın kendi cadı ışığı olmalı.

Ich mache meine eigene Recherche

Ben de kendi araştırmamı yapıyorum.

Ich habe meine eigene Karriere.

Benim de bir kariyerim var.

Kein Chirurg sollte sein eigenes Unfallopfer operieren.

Bir cerrah kendi yaraladığı kişiyi ameliyat etmemeli.