erwartet

Ich habe Applause erwartet, aber ich schätze, verdutztes Schweigen ist ebenso angemessen.

Alkış bekliyordum ama sanırım sersemlemiş sessizlik de bir o kadar uygundur.

Ich habe eine durchbohrte Lunge oder eine tödliche Gehirnerschütterung erwartet.

Ben delik deşik bir akciğer ya da beyin sarsıntısı falan bekliyordum.

Ich hatte einen langen Aufenthalt oder eine kurze Reise erwartet.

Uzun bir kalış ya da kısa bir yolculuk bekliyordum.

Ich erwarte einen Anruf.

Ben bir telefon bekliyorum.

Ich habe dich erwartet.

Ben de seni bekliyordum.

Ein großes Schicksal erwartet dich.

Büyük bir yazgı bekliyor seni.

Ich habe euch erwartet.

Ben de sizi bekliyordum.

Ich erwarte allein beim Root-Bier fünffachen Umsatz.

Sadece kök birası satışının beşe katlayacağını bekliyorum.

Eine neue Zukunft erwartet uns.

Yepyeni bir gelecek bekliyor bizi.

Nach Mendrossens Aussagen erwartete ich einen gebrechlichen Alten.

Mendrossen'in onu tarif edişinden, çelimsiz, yaşlı bir adam beklemiştim.