gehen için Almanca-Türkçe çeviriler:

git, gitmek · olmak · çıkmak · geçmek · yürümek · ayrılmak · çalışmak · terk etmek · iflas etmek · hareket · gidiş · hareket etmek · diğer çevirileri

gehen git, gitmek

Können wir unsere umweltschädlichen Styropor-Kühler liegenlassen, wenn wir gehen?

Gidince çevreye zararlı soğutucularımızı geride bırakabilir miyiz?

Wie weit werde ich noch gehen müssen?

Daha ne kadar uzağa gitmem gerek?

Dann müsst ihr beide gehen.

O zaman ikiniz de gidin.

gehen olmak

Nichts ist passiert, nichts wird passieren, denn ich gehe weg.

Hiçbir şey olmadı ve hiçbir şey olmayacak çünkü gidiyorum.

Dieses Mal ging's ziemlich schnell.

Bu sefer oldukça hızlı oldu.

Ich verspreche, es geht schnell.

Hızlı olacak söz veriyorum.

gehen çıkmak

Gehen Sie hoch, nach rechts, fragen Sie nach Unterinspektor Tanti.

Yukarı çıkıp sağa dönün ve Müfettiş Yardımcısı Tanti'yi bulun.

Vier Gefangene gehen raus.

Dört mahkum dışarı çıkıyor.

Frank ist zur Beichte gegangen.

Frank günah çıkarmaya girmişti.

gehen geçmek

Alles geht vorbei.

Her şey geçecek.

Wenn es Wenn es um letzte Nacht geht

Eğer bu bu, geçen gece hakkında ise

Apropos, wie geht es meinem Schattendasein?

Lafı geçmişken, gölgem nasıl benim?

gehen yürümek

Ich dachte, laufen ginge schneller, dachte ich.

Düşündüm ki "Yürüyerek daha çabuk olur", diye düşündüm.

Willst du spazieren gehen, etwas frische Luft atmen?

Biraz yürümek, temiz hava almak ister misin?

Aber meine Frau und ich gehen jetzt getrennte Wege.

Ama karım ve ben şimdi ayrı yollarda yürüyoruz.

gehen ayrılmak

Sie ist gerade gegangen.

Evet, az önce ayrıldı.

Niemand geht raus ohne Eskorte.

Kimse koruma olmadan ayrılmayacak.

Maggie, deine große Schwester geht für ein künstlerischeres Leben.

Maggie, ablan daha sanatsal bir yaşam için evden ayrılıyor.

gehen çalışmak

Ich habe kein Geld, meine Kreditkarten funktionieren nicht.Nichts geht.

Param yok. Kredi kartlarım çalışmıyor. Hiç bir şey çalışmıyor.

Es geht um einen GeneCo-Mitarbeiter, eine Sängerin, die wir alle kennen!

Bir GeneCo çalışanı söz konusu, hepimizin tanıdığı bir şarkıcı.

Kowalski geht's hundeelend und Rico will ihn auffressen.

Kowalski köpek gibi kusuyor. Ve Rico onu yemeye çalışıp

gehen terk etmek

Deswegen ist sie gegangen.

O yüzden terk etmiş.

Wir gehen in ein verlassenes Krankenhaus.

Terk edilmiş bir hasteneye gidiyoruz.

Warum bist du dann gegangen?

Peki o zaman niye terk ettin?

gehen iflas etmek

Hey Enrico! Warum gehen australische Bumerang-Händler immer Pleite?

Söylesene, Enrico, Avustralyalı bumerang satıcıları neden iflas etmiş?

Weil er bankrott geht.

Çünkü o şunda iflas ediyor.

Bauunternehmer. Grub Keller aus und ging dann Bankrott.

Müteahhit temeli kazdı ve sonra iflas etti.

gehen hareket

Alles geht so schnell, und das Leben ist so laut und kompliziert.

Her şey çok hızlı hareket ediyor. Hayat gürültülü ve karmaşık.

Ja, ich gehe schnell voran, Mr. Deeks.

Evet, çok hızlı hareket ederim Bay Deeks.

gehen gidiş

Bitte gehen Sie sofort zur Abflugsebene.

Lütfen derhal gidiş platformuna doğru ilerleyin.

gehen hareket etmek

Alles geht so schnell, und das Leben ist so laut und kompliziert.

Her şey çok hızlı hareket ediyor. Hayat gürültülü ve karmaşık.