gerade için Almanca-Türkçe çeviriler:

düz · tam · şimdi · sadece · tamamıyla · doğrudan doğruya, doğru · dik · az evvel · henüz · dürüst · çift · sayılı · diğer çevirileri

gerade düz

Vielleicht, aber gerade jetzt brauche ich keine Phantasie.

Belki de öyle, fakat şu anda hayal gücüne ihtiyacım yok.

Ich wollte euch gerade wieder anrufen.

Ben de tam sizi aramak üzereydim.

Ich habe meine gerade gebleached.

Ben de benimkileri beyazlattım.

gerade tam

Ich wollte dich auch gerade anrufen.

Ben de tam seni arayacaktım.

Ich wollte euch gerade wieder anrufen.

Ben de tam sizi aramak üzereydim.

Gerade rechtzeitig, Liebes.

Tam zamanında, hayatım.

gerade şimdi

Gerade jetzt brauchen wir dich hier. Dringend!

Şimdi sana burada ihtiyacımız var, acilen.

Hab ich gerade gemerkt.

Ben de şimdi fark ettim.

Ich bin gerade hergekommen.

Ben daha şimdi geldim.

gerade sadece

Ich habe gerade einen Treffer für ein Flugticket, gekauft für eine

Ben sadece bir uçak için bir isabet var bilet bir için satın

Wir haben gerade FEEI

Biz sadece düsündük de

Dieses Mal Nate denke ich, ist es gerade genug Seil für zwei.

Bu sefer, Nate Bence bu ip sadece iki kişi için yeter.

gerade tamamıyla

Nein, ich bin gerade beschäftigt.

Hayır, şu an meşgulüm. Tamam.

Hey, Charles, der gebrechliche Alte, der hier gerade vorbeigelaufen ist, der ist alt, okay?

Hey, hey, Charles, Demin burdan geçip giden bir ayağı çukurda olan, o yaşlı, tamam mı?

Ich vertraue ihm, und gerade jetzt musst du mir vertrauen.

Ona güveniyorum, tamam mı? Ve şu anda senin de bana güvenmen gerekli.

gerade doğrudan doğruya, doğru

Stimmt, aber wir haben gerade den Jenek-Frachter passiert. Das bedeutet, dass Scorpius vermutlich in der Nähe ist.

Bu doğru, ama az önce Jenek'in nakil aracını geçtik bu da Scorpius muhtemelen yakınlarda demek oluyor.

Hast du gerade die Wahrheit gesagt?

Az önce doğruyu mu söyledin?

Er fährt gerade nordwärts auf der Palm Canyon Road.

Şu anda arabası Palm Canyon Yolu'nda kuzeye doğru gidiyor.

gerade dik

Gerade hinsitzen, Beine andrücken.

Dik dur, bacaklarınla tutun.

Sitz gerade, Peter.

Dik otur, Peter.

Julien, sitz gerade!

Julien, dik otur.

gerade az evvel

Wir haben ihn gerade beraubt, oder?

Az evvel onu soyduk, değil mi?

Der Typ mit der hellbraunen Jacke hat gerade etwas auf jemanden gesprüht. Was?

Taba renkli ceketi olan adam az evvel birine bir şey püskürttü.

Okay, Shainbys Bank hat gerade eine Zahlung von Truftin Industries erreicht, dieselbe Briefkastenfirma, die Abduls Gang-Mitglieder bezahlt.

Shainby'ın banka hesabına az evvel bir ödeme geldi. Truftin Endüstri'den. Abdul'un çete üyelerine ödeme yapan şirket.

gerade henüz

Ich pinkele gerade.

Henüz çiş yapıyorum.

Weil wir hier ein Weltsystem bekämpfen, das uns gerade übergestülpt wurde.

Çünkü, burada, henüz üzerimize yöneltilen, bir dünya sistemiyle mücadele ediyoruz.

Die "Dartmouth", die "Eleanor", die "Beaver", gerade eingelaufen, vollbeladen mit Tee.

Dartmouth, Eleanor, Beaver, henüz limana yanaştılar, hepsi çay dolu.

gerade dürüst

Ich habe ehrlich gesagt dafür gerade keine Zeit.

Dürüst olmak gerekirse şu an, bunun için vaktim yok.

Ich kann dir jetzt gerade was Ehrliches sagen.

Sana şu anda dürüst bir şey söyleyebilirim.

Um ehrlich zu sein, fühle ich mich gerade etwas bloßgestellt.

Dürüst olmak gerekirse, şu anda biraz hassas hissediyorum.

gerade çift

Du kommst an den geraden Tagen, ich an den ungeraden.

Çift sayılı günlerde sen, tek sayılı günlerde ben.

Vergiss nicht, Weine gerader Jahrgänge sind Weinen ungerader Jahrgänge weit überlegen.

Sakın unutma, çift yılların şarapları tek yılların şaraplarından çok daha iyidir.

gerade sayılı

Du kommst an den geraden Tagen, ich an den ungeraden.

Çift sayılı günlerde sen, tek sayılı günlerde ben.