geredet

Natürlich haben Sie keine Ahnung, wovon ich rede.

Elbette, neden bahsettiğim hakkında hiçbir fikrin yok.

Aber seitdem haben wir nie mehr wirklich darüber geredet.

Ama o zamandan beri bu konu hakkında hiç konuşmadık.

Eine sehr wichtige Rede.

Çok önemli bir konuşma.

Aber zuerst eine Rede.

Ama önce bir konuşma.

Nein, aber rede weiter.

Hayır, ama devam et.

Jeder, aber niemand redet darüber.

Herkes ama kimse bundan bahsetmiyor.

Habe ich. Lydias Rede enthält Informationen, keine Beweise.

Lydia'nın konuşması bazı bilgiler içeriyor, kanıt değil.

Aber ich hab genug geredet.

Ama ben, yeterince uzun konuştum.

Jeder kooperiert, aber niemand redet.

Herkes işbirliği yapıyor ama kimse konuşmuyor.

Jeder redet davon.

Herkes bunu konuşuyor.