gesamte

Diese Summe umfasst sein gesamtes verfügbares Vermögen.

Bu miktar erişebildiğimiz hesaplardaki toplam varlık.

Kapitän gesamte Kompassanlage ausgefallen.

Kaptan pusulaların hiçbiri çalışmıyor.

Sein gesamtes Computerequipment ist nutzlos.

Bilgisayar ekipmanları hiçbir işe yaramaz.

Ruspantis gesamte Dokumente wurden gestohlen.

Ruspanti'nin vasiyeti ve yasal belgeleri çalınmış.

Besorgte uns Ihre Klienten-Liste Ihre gesamte Klienten-Liste.

Bize müşteri listeni verdi Bütün müşteri listeni

Gesamter Rumpf abgeschirmt.

Tüm çıkışlar kapatıldı.

Dein gesamter Körper?

Bütün vücudun mu?

Sandys gesamte Habseligkeiten sind da drin.

Sandy'nin tüm özel eşyaları orada.

Etwas greift Moyas gesamte freiliegende Oberfläche an.

Bir şey tüm açık yüzeylerinden Moya'ya saldırıyor.

Ein Nordostwindsturm nähert sich der gesamten östlichen Meeresküste.

Tüm doğu kıyı şeridini esir alacak bir poyraz rüzgârı yaklaşıyor.