groß için Almanca-Türkçe çeviriler:

büyük · çok · kocaman · uzun · önemli · harika · uzun boylu · iri · yüce · geniş · yüksek · muazzam · ulu · mühim · bol · diğer çevirileri

groß büyük

Sie untersuchen ein sehr unbedeutendes Stück eines viel größeren Puzzles.

Çok büyük bir bulmacanın çok önemsiz parçasını soruşturuyorsun.

Dann brauchen wir eine größere Wohnung.

O zaman daha büyük dairelere ihtiyacımız olacak.

Ihr werdet ein größeres Boot brauchen.

Daha büyük bir tekneye ihtiyacınız olacak. Ne?

groß çok

Sie untersuchen ein sehr unbedeutendes Stück eines viel größeren Puzzles.

Çok büyük bir bulmacanın çok önemsiz parçasını soruşturuyorsun.

Sehr großen Respekt.

Çok saygı duydum.

Henry, ich habe Angst. Große Angst.

Henry, korkuyorum, çok fazla korkuyorum.

groß kocaman

Dieser kleine Clown trägt eine große rote Mütze.

Bu küçük palyaço koca kırmızı bir şapka takar.

Diese großen Bisse, wie Hundefutter.

Koca lokmalar, köpek maması gibi.

Robin, ich habe etwas Großes für Sie, etwas Riesiges.

Robin, sana büyük bir şey hazırlattım. Kocaman bir şey.

groß uzun

Manche Frauen mögen große Männer, manche kleine Männer.

Bazı kadınlar uzun erkekleri sever. Bazıları kısa erkekleri sever.

Große, schöne, kleine Erwachsene.

Uzun boylu, güzel, küçük yetişkin.

Er ist groß, kurzes Haar, britisch.

Uzun boylu, kısa saçlı, İngiliz.

groß önemli

Sie untersuchen ein sehr unbedeutendes Stück eines viel größeren Puzzles.

Çok büyük bir bulmacanın çok önemsiz parçasını soruşturuyorsun.

Hier passieren große Dinge.

Burada önemli şeyler oluyor.

Es ist eine große Sache, Booth.

Bu önemli bir şey, Booth.

groß harika

Sie sind ein großer Frauenliebhaber, Porfirij Semjonowitsch.

Siz harika bir kadın aşığısınız, Porfiry Semyonovich.

Richtig große Mordsdinger.

Harika memişlerin var.

Larry machte große Fortschritte.

Larry harika bir ilerleme kaydediyordu.

groß uzun boylu

Sie suchen nach einem blonden Typen, groß.

Sarışın, uzun boylu bir adamı arıyoruz.

Groß, breite Schultern, dunkles Haar.

Uzun boy, geniş omuzlar koyu saçlar.

Sind Schnepfen groß?

Boyları uzun mudur?

groß iri

Ein großer, fetter Riesenflop!

Büyük, kocaman, iri bir fiyasko!

Großer Typ, lustige Ohren.

İri biri, komik kulakları var.

Das ist aber eine große Nase für so eine kleine Brille.

Küçük bir gözlük için bu çok iri bir burun.

groß yüce

Großer Gott, bitte!

Yüce Tanrım. Lütfen.

Großer Gott, Alan.

Yüce Tanrım, Alan.

Großer Gott, Philip.

Yüce Tanrım, Philip!

groß geniş

Sie meint, eine größere Verbreitung würde für uns höhere Werbe-Budgets bedeuten.

Demek istediği, geniş dağılımın bize daha büyük bir reklâm bütçesi sunabileceği.

Groß, breite Schultern, dunkles Haar.

Uzun boy, geniş omuzlar koyu saçlar.

Mit Stents und Bypass-OPs werden v. a. große Verschlüsse der Arterien behandelt.

Plaklar ve bypass ameliyatları temelde geniş damar tıkanıklıklarının tedavisinde kullanılıyor.

groß yüksek

Diese Kreatur lebt in großen Höhen und bei extrem niedrigen Temperaturen.

Bu yaratık yüksek rakımda ve aşırı derecede düşük soğuklukta yaşıyor.

Aber die Wahrscheinlichkeit ist groß

Ama olasılık yüksek değil mi?

Einen Sexfilm mit großem Budget drehen.

Yüksek bütçeli bir seks filmi.

groß muazzam

Shakespirelli, ein großer Italiener.

Williamo Shakespearelli, muazzam bir İtalyan.

Ein großer Eroberer.

Muazzam bir fatih!

Arthur Pendragon, ein großes Schicksal erwartet dich.

Arthur Pendragon, muazzam bir kader seni bekliyor.

groß ulu

Sehr nachsichtig, großer Kublai.

Çok bağışlayıcısın, Ulu Kubilay.

Großer Schöpfer, nein!

Ulu Yaradan, hayır!

Chuck Bartowski hat sich als eine große Gefahr herausgestellt für die nationale Sicherheit.

Chuck Bartowski, ulusal güvenlik için büyük bir tehdit olduğunu kanıtladı.

groß mühim

Uh-oh. Keine große Sache.

Mühim bir şey değil.

Ja, aber es war keine große Sache.

Evet, ama çok mühim bir şey değildi.

Okay. Es ist keine große Sache.

Tamam, mühim bir şey değil.

groß bol

Milchkaffee, groß, fettarm, Schaum, ohne Deckel.

Yarım fincan, büyük, diyet, bol köpüklü, kapaksız.

Das war ein großes Verkaufsargument, viel Licht.

Bu kadar bol ışık alması satın alma nedenimdi.