idealer

Kein idealer Standort, aber wir haben wenigstens eine Erlaubnis.

İdeal bir radar görüşü yok, ancak en azından izin alabildik.

Beides ist ein idealer Nährboden für diese Bakterien.

İkisi de bu bakteri çeşidinin üreme alanları.

Wir drei wären ein ideales Paar.

Üçümüz ideal bir çift olurduk.

Sie widmeten Ihr Leben der Vervollkommnung unserer Ideale.

Siz tüm hayatınızı bu asil icadı iyileştirmeye adadınız.

Das ist kein Ideal für mich, sondern täglich funktionierende Wirklichkeit!

Bu, benim için bir ideal değildir. Bu, yaşayan, işleyen bir gerçektir!

Der ideale Ort, um ein Kind großzuziehen.

Çocuk yetiştirmek için harika bir yerdir.

Ein ideales Behältnis für ein Baby.

Bebek için çok ideal bir ortam.

Meine Vorstellung und Halcons Ideale werden endlich unsere Wirklichkeit.

Benim görüşüm ve Halcon'un idealleri sonunda gereğimiz olacak.

Es ist Washingtons ideale Demokratie.

Bu Washington'un ideal demokrasisi.

Du bist kein idealer Kandidat.

Sen ideal aday değilsin, biliyorum.