machst

Caitlin, ich habe den DNA-Test zweimal gemacht.

Caitlin, DNA testini iki defa yaptım.

Nein, aber das macht mich menschlich.

Hayır, ama beni insan yapıyor.

Larry machte große Fortschritte.

Larry harika bir ilerleme kaydediyordu.

Wie hast du den Kartoffelsalat gemacht?

Bu patates salatasını nasıl yaptın?

Deshalb habe ich es gemacht.

İşte bu yüzden yaptım.

Dann mache ich vom Spielervorrecht Gebrauch und nehme Ihre Glückswürfel.

O halde oyuncu ayrıcalığını kullanarak, sizin şanslı zarlarınızı alacağım.

Xavier, du machst mich verrückt!

Xavier, beni deli ediyorsun.

Du hast alles falsch gemacht.

Her şeyi yanlış yapmışsın!

Hodgins möchte eine große Ankündigung machen und allen erzählen, dass ich schwanger bin.

Hodgins büyük bir duyuru yapmak ve hamile olduğumu herkese söylemek istiyor.

Mister Horvath, hab ich etwas falsch gemacht?

Bay Horvath, yanlış bir şey mi yaptım?