meinst

Sie meint, eine größere Verbreitung würde für uns höhere Werbe-Budgets bedeuten.

Demek istediği, geniş dağılımın bize daha büyük bir reklâm bütçesi sunabileceği.

Ich meinte ein richtiges Mädchen.

Gerçek bir kız demek istedim.

Ich meinte uninspiriert, lustlos, vorhersehbar

Ben esinlenemeyen şehvetten uzak demek istedim.

Gute Arbeitich mein' ich wünsche ihnen noch gute Arbeit.

Yani iyi çalışmalar! Yani size keyifli çalışmalar diliyorum!

Ein nettes Mädchen, meinte ich.

Güzel bir kız demek istedim.

Nein, ich meinte Kaki.

Hayır, haki demek istedim.

Natürlich, aber ich meinte

Tabii ki ama demek istediğim

Sie meint sexuelle Anziehungskraft.

Onun kastettiği cinsel çekim.

Nein, ich meinte

Hayır demek istedi

Sie meint außer deiner Mutter.

Annen dışında demek istedi.