nicht için Almanca-Türkçe çeviriler:

-ma, -ma- · -me, -me- · değil · mi · hayır · yok · hiç · daha · yani · diye · zaten · hatta · hariç · sıfır · diğer çevirileri

nicht -ma, -ma-

Hier drüben ist eine männerfreundliche, umgängliche, nicht-politische Lesbe.

Burada erkeklerden hoşlanan, uyumlu, politikayla ilgilenmeyen bir lezbiyen var.

Wenn wir hypothetisch sprechen, ist das mein Flugzeug, du bist nicht hier, und ich nehme beide.

Eğer varsayımsal olarak konuşuyorsak bu benim uçağım, sen burada değilsin ve ikisini de alıyorum.

Mrs. Fairbourn, Spyder Rudner sagt, dass er Ray Kaspo nicht kenne und nie in Calgary war.

Mrs. Fairbourn, Örümcek Rudner Ray Kaspo ile hiç tanışmadıklarını söyledi ve hiç Calgary'de bulunmamış.

nicht -me, -me-

Hier drüben ist eine männerfreundliche, umgängliche, nicht-politische Lesbe.

Burada erkeklerden hoşlanan, uyumlu, politikayla ilgilenmeyen bir lezbiyen var.

Wenn wir hypothetisch sprechen, ist das mein Flugzeug, du bist nicht hier, und ich nehme beide.

Eğer varsayımsal olarak konuşuyorsak bu benim uçağım, sen burada değilsin ve ikisini de alıyorum.

Sie sind ein sehr netter Mann, Lieutenant, aber ich bin nicht wirklich hungrig

Sen çok iyi bir adamsın, Komiser, fakat gerçekten değilim.

nicht değil

Ist dies ein Nicht-Theater?

Burası tiyatro değil mi Susie?

Hat Captain Carter nicht berechnet, dass es Millionen möglicher Stargate-Symbolkombinationen gibt?

Yüzbaşı Carter değil miydi Yıldız geçitlerinin milyonlarca kombinasyonunu azaltan Yüzbaşı Carter değil miydi?

Ja, stimmt, aber das ist nicht meine Schuld.

Evet, doğru, ama bu benim suçum değil.

nicht mi

Ist dies ein Nicht-Theater?

Burası tiyatro değil mi Susie?

Du glaubst mir auch nicht, oder?

Sen de bana inanmıyorsun, değil mi?

Das ist doch nicht so wichtig, oder?

Çok da önemli değil, öyle değil mi?

nicht hayır

Hey, hey, nein, nein, nein, nicht losballern, war nur ein kleines Halloween-Späßchen, Freunde.

Hayır, dostum. Hayır. Sadece ufak bir cadılar bayramı şakasıydı, tamam mı?

Nein das wäre nicht gut für unsere Beziehung.

Hayır. Hayır, bu ilişkimiz için hiç iyi olmaz.

Nein, noch nicht, aber ich

Hayır, henüz değil, ama ben

nicht yok

Ich habe kein Geld, meine Kreditkarten funktionieren nicht.Nichts geht.

Param yok. Kredi kartlarım çalışmıyor. Hiç bir şey çalışmıyor.

Einem Aberdeener Pub-Experten muss man das Applaudieren nicht beibringen.

Kaptan, Aberdeenli bir bar müdaviminin alkış tutmasını öğrenmesine gerek yok.

Jules als Ehemann existiert nicht mehr für mich

Bir koca olarak Jules benim için artık yok.

nicht hiç

Ich habe kein Geld, meine Kreditkarten funktionieren nicht.Nichts geht.

Param yok. Kredi kartlarım çalışmıyor. Hiç bir şey çalışmıyor.

Das ist nicht gut, Mr. Hauser.

Bu hiç iyi değil, Bay Hauser.

Ich versichere ihnen, das ist nicht sehr witzig.

Seni temin ederim bu hiçte komik değil.

nicht daha

Nun, ich denke, ich habe uns noch einen oder zwei Tage verschafft, aber nicht viel mehr.

Sanırım bize bir ya da iki gün daha kazandırdım, ama daha fazlası olmaz.

Ja, ich heiratete Willard Mims, weil ich nicht mehr allein sein konnte.

Evet, Willard Mims ile evlendim çünkü daha fazla yalnız kalmak istemedim.

Alles wäre so viel einfacher, wenn ich nicht

Her şey çok daha kolay olurdu eğer

nicht yani

Nun, das ist sozusagen eine nicht-interpretierte Art des Textverständnisses.

Yani, demek istediğim bu, metnin yorumlayıcı olmayan bir tarzda kavranışı.

Das ist super, Bobby, aber wir haben Dance-Dance-Revolution leider nicht.

Bu harika, Bobby ama bizde "Dans dans devri" yokki, salaksın yani sen.

Meinen Sie nicht, dass Disziplin gut für sie ist?

Disiplin onlar için iyi değil mi yani?

nicht diye

Ich weiß, dass Denise Harris nicht aus Alexandria ist, denn Denise Harris existiert nicht.

Denise Harris'in Alexandria'lı olmadığını biliyorum çünkü Denise Harris diye biri yok.

Das ist wundervoll. Aber das Wort "die primaste" gibt es nicht.

Hayatım bu çok güzel fakat "en süperi" diye bir kelime yok.

Und der Firmenkontakt, Joseph Vacher, scheint auch nicht zu existieren.

Ve şirketin aracısı olan Joseph Vacher diye biri var görünmüyor.

nicht zaten

Natürlich verheimlichte sie Boris' Identität, doch Isabelle kannte ihn ohnehin nicht.

Tabii ki Boris'in kimliğini sakladı. Zaten lsabelle henüz tanımıyordu onu.

Geben Sie mir zwei Minuten, mehr bleibt eh nicht.

Bana iki dakika ver. Başka vaktimiz yok zaten.

Ist das Leben nicht genau das?

Hayat da bu değil mi zaten?

nicht hatta

Ich bin kein Analytiker, ich bin jetzt nicht mal ein Arzt.

Ben bir analist değilim, hatta burada bir doktor bile değilim.

Das ist kein guter Plan, nicht mal eine gute Band.

İyi bir plan değil. Hatta grup da iyi değil.

Er war kein toller Schauspieler, nicht mal ein halbwegs guter.

Harika bir aktör değildi, hatta iyi bile değildi

nicht hariç

Und dich, mich und Militär-Anwerber darfst du nicht mitzählen.

Sen, ben ve askerlik şubesindekiler hariç tabii.

Aber ich doch nicht ich, oder?

Ben hariç ama, değil mi?

Außer Irene ist nicht wirklich Irene.

Irene'in gerçekten Irene olmaması hariç.

nicht sıfır

Sei niemals eifersüchtig, Zero, nicht einen Moment.

Hayatta asla kıskanç olma Sıfır, bir saniye bile.

Null, weil das nicht passieren wird!

Sıfır! Çünkü bu şey olmayacak!

Glaub es oder nicht, Null Cholesterin.

İster inan ister inanma. Sıfır kolesterol.