noch için Almanca-Türkçe çeviriler:

daha · bir daha · hâlâ · henüz · bile · daha fazla · henüz değil · yine · hiçbiri · ancak · halen · şimdiye kadar · şimdiye kadar hiç · buna rağmen · lakin · diğer çevirileri

noch daha

Dieser Kerl ist wie ein Pfleger angezogen, aber ich habe ihn zuvor noch nie gesehen.

Bu adam hastane hademesi gibi giyinmiş ama onu daha önce hiç görmemiştim.

Vielleicht noch einen Kuss.

Belki bir öpücük daha.

Wir entdeckten noch etwas anderes.

Başka bir şey daha keşfettik.

noch bir daha

Ich hab Dufort's Stimme abgetastet, aber ich brauche noch ein paar Geräusche.

Dufot'un konuşmasını örnekliyorum, ama hâlâ bir kaç sese daha ihtiyacım var.

Haben Sie noch eine?

Bir tane daha var mı?

Ich habe noch einige Fragen, Computer.

Bir kaç soru daha Bay Bilgisayar.

noch hâlâ

Ich hab Dufort's Stimme abgetastet, aber ich brauche noch ein paar Geräusche.

Dufot'un konuşmasını örnekliyorum, ama hâlâ bir kaç sese daha ihtiyacım var.

Gott, ich träume immer noch

Tanrım, hâlâ rüya görüyorum

Wenn Ihre Familie noch hier wäre

Eğer burada hâlâ bir ailen olsaydı

noch henüz

Ich reiche jedes Jahr eins beim Dichterwettbewerb ein, allerdings habe ich noch nie gewonnen.

Her yıl şiir festivaline bir şiirimle katılırım. Henüz hiç kazanmadım ama

SEMPLE-ERBE IMMER NOCH UNBEKANNT!

SEMPLE VARİSİ HENÜZ BİLİNMİYOR!

Noch keine Liste.

Henüz liste yok.

noch bile

Vielleicht bleibe ich noch eine Nacht.

Belki ben bile bir gece daha kalırım.

SEMPLE-ERBE IMMER NOCH UNBEKANNT!

SEMPLE VARİSİ HENÜZ BİLİNMİYOR!

Wer weiß es sonst noch?

Bunu başka kim biliyor?

noch daha fazla

Nein, ich ich brauche einfach noch etwas Zeit.

Hayır. Sadece daha fazla zamana ihtiyacım var.

Höchstens noch sechs Stunden.

En fazla altı saat daha.

Noch mehr Ungeziefer!

Daha fazla böcek.

noch henüz değil

Noch nichts, Mylord.

Henüz değil, lordum.

Es ist noch nicht gerade eine langfristige Beziehung, oder?

Henüz uzun süreli bir ilişki denemez, değil mi?

Vielleicht ist er noch nicht stark genug.

Belki de henüz yeterince güçlü değildir.

noch yine

Ich werde ihm immer noch ein Geschenk kaufen.

Ben yine de ona bir hediye alacağım.

Noch ein Rätsel.

Yine bir bilmece!

Noch ein Verkehrsstau?

Trafik yine sıkıştı.

noch hiçbiri

Ich habe etwas Ähnliches noch nie gesehen.

Daha önce buna benzer hiçbir şey görmedim.

Wir wissen noch gar nichts.

Henüz hiçbir şey bilmiyoruz.

Zweimal nichts ist immer noch nichts.

İki kat hâlâ hiçbir şey değil.

noch ancak

Unsere Abmachung gilt doch noch, oder?

Bu arada anlaşmamız hala geçerli. Değil mi?

Zuerst, Hardmans Wettbewerbsklausel ist noch immer wirksam.

İlk önce, Hardman'ın rekabet anlaşması hâlâ devam ediyor.

Eine Fernbedienung für die Dekoration. Aber es gibt noch eine zweite Fernbedienung für die Roboter.

Bu, dekorasyon için uzaktan kumanda ancak robotlar için de bir uzaktan kumanda var.

noch halen

Ihr emotionalen Komponenten funktionieren noch.

Duygusal bileşenleri halen çalışıyor.

Nein, aber Patty's Beweislage ist schlecht, und dieser Zeuge macht sie noch schlechter.

Evet, ama Patty'nin davası kötü ve bu tanık daha da kötü hale getirecek.

Hast du noch Missys Telefon?

Missy'nin telefonu halen sende mi?

noch şimdiye kadar

Bis jetzt noch nie, aber

Şimdiye kadar hiç, ama

Ich habe noch nie solches Fleisch gesehen.

Şimdiye kadar hiç böyle et görmedim.

Es ist die Generalprobe, und bis jetzt hat Widmark noch keine einzige Note gesungen.

Bu son prova ve şimdiye kadar Widmark'ın söyleyebildiği bir şarkı yok.

noch şimdiye kadar hiç

Bis jetzt noch nie, aber

Şimdiye kadar hiç, ama

Ich habe noch nie solches Fleisch gesehen.

Şimdiye kadar hiç böyle et görmedim.

Nun um ehrlich zu sein haben wir bis jetzt noch nie so weit vorausgedacht.

Şey dürüst olmak gerekirse, şimdiye kadar hiç bu kadar ilerisini düşünmemiştik.

noch buna rağmen

Meditieren. ist Hiko's Mörder noch irgendwo da draussen.

Peki tüm bunlara rağmen Hiko'nun katili hala dışarıda geziyor.

Und trotz alledem, liebst du mich noch?

Ve buna rağmen hâlâ beni seviyor musun?

Und außerdem gibt es einen noch moderneren Trend

Buna rağmen, daha da modern bir eğilim var

noch lakin

Adam ist aber immer noch da draußen.

Lakin Adam hala dışarıda bir yerde.