reelle

Ich lese gern reelle Sachen.

Ben gerçekleri okumayı severim.

Plötzlich, ohne Vorwarnung, hatte Olive Snook eine winzige, aber doch sehr reelle, Offenbarung.

Aniden, bir uyarı bile olmaksızın Olive Snook küçük ancak çok gerçek bir aydınlanma yaşadı.

Das könnte Chruschtschows erste reelle Botschaft sein.

Sanırım bu Khrushchev'den aldığımız ilk gerçek mesaj olabilir.

Wir machen es reell. Ich könnte diesen Planeten zerstören.

Biz gerçeğini yaparız, bu gezegeni yok edebilirim.