riesiger

Eine riesige unerforschte Wildnis, geheimnisumwoben

Uçsuz bucaksız, keşfedilmemiş bakir bir yer!

Ich wollte ein Armband haben, keine riesige, haarige Bestie.

Ben bilezik istemiştim, kocaman kıllı bir canavar değil.

Unterrichten ist eine riesige Verantwortung.

Öğretmek büyük bir sorumluluk gerektirir.

Wie eine riesige Alien-Seekuh.

Dev bir denizayısı gibi.

Betonplattformen, unidentifizierbare Teile einer riesigen Maschine.

Beton platformlar, tanımlanması imkansız dev gibi makineler.

Nein, große Pfeile, riesige Pfeile.

Hayır, büyük oklar, devasa oklar.

Ein riesiger ausländischer Wagen.

Kocaman yabancı bir araba.

Ist dieser Ort ein riesiger Weinkeller?

Burası büyük bir şarap mahzeni mi?

Zwischen uns ist eine riesige Kluft.

Aramızda büyük bir uçurum var.

Ein riesiger, haariger Schweinswal!

Dev ve kıllı bir domuzbalığı!