treues

Heute werde ich Treueschwüre meiner treuen Berater annehmen.

Bugün sadık konsey üyelerimin sadakat yeminlerini kabul edeceğim.

Eure treuen Untertanen heißen Euch willkommen, Hoheit.

Sadık kullarınız size hoş geldiniz diyorlar, Majesteleri.

Manchmal bleiben diese Sklaven ihren Geiselnehmern treu.

Bazen bu köleler kaçıranlarına karşı sadık olurlar.

Ich werde ihm immer treu sein.

Her zaman ona karşı sadık olacağım.

Ein echter treuer Bostoner Held.

Gerçek bir Boston kahramanı.

Keine Ehre, keine Treue nichts.

Gurur, bağlılık, hiçbir şey yok.

Ihr schuldet uns keine Treue.

Bize bir bağlılığın falan yok.

Treue ist eine Tugend, doch bedingungslose Treue

Sadakât bir erdemdir ancak kayıtsız şartsız sadakât

Ein treues Herz macht Wünsche wahr".

Sadık bir kalp dilekleri gerçek kılar.

Wir MacKenzies sind treue Untertanen.

Biz MacKenzieler tamamen sadık vatandaşlarız.