umgibt

Eine Dunkelheit umgibt Sie.

Karanlık bir yönünüz var.

Sie umgibt uns.

O bizi çevreler.

Doch hellstes Licht umgibt dich.

Ama tam ışık, insanı sarıveriyor.

Umgeben von einem großen Kontingent loyaler Kämpfer.

Sadık savaşçıları tarafından büyük bir asker gücüyle korunduğu.

Umgeben von einem Sauerstofflosen, radioaktiven Vakuum.

Etrafınız havasız, radyasyonlu boşlukla sarılı.

Wir sind von einem TachyonverzerrungsfeId umgeben.

Bir tür takyon bozunum alanının içindeyiz.

Ein Geheimnis umgibt diesen Mr. Smith.

Bay Smith'in etrafında dönen bir sır.

Wir sitzen hier, umgeben von Millionären.

Burada oturuyoruz ve etrafımız milyonerle dolu.

Der Plutoniumkern ist umgeben von Sprengplatten.

Plütonyum çekirdeğin etrafı patlayıcı panolarla sarılı.

Stattdessen bin ich von Tölpeln umgeben.

Bunun yerine, etrafım aptallarla çevrili!