unbestimmter

Kein anderes Symbol ist derart unbestimmt.

O bir simge değil, çok daha kararsız.

Sensoren zeigen eine kristalline Struktur unbestimmter Materie an.

Sensörler, belirsiz bir maddenin kristal yapısında olduğunu belirtiyor.

Vor fünf Tagen hat eine Gruppe Unbestimmter, die sich als Ferox ausgaben, die Altruan brutal überfallen.

Beş gün önce Cesurlar gibi davranan âsi bir grup Uyumsuz Fedakârlık'ı vahşice işgâl etti.

So ein unbestimmtes Gefühl, und dann stirbt dein Kind.

Bu açıklayamayacağın bir his ve çocuğun ölür

Velma Kellys Verhandlung wurde auf unbestimmte Zeit verschoben.

Velma Kelly'nin duruşması belirsiz bir tarihe ertelendi.

Die Vitalfunktionen der Unbestimmten versagen.

Efendim, Uyumsuz'un hayati değerleri düşüyor.

Allerdings kann nur ein Unbestimmter diese Box öffnen.

Ancak bu kutuyu yalnızca bir Uyumsuz açabilir.

Also auf unbestimmte Zeit.

Yani belirsiz bir süre.

Wir unterbrechen alle Radio und Fernsehprogramme für unbestimmte Zeit.

Tüm radyo ve televizyon programlarını süresiz olarak kesiyoruz.