verankert

Treiben diese Länder herum, oder sind sie unten verankert?

Bu ülkeler sürükleniyorlar yoksa demir mi almışlar?

Alle Bauteile sind verankert.

Tüm parçalar iyi bağlanmış.

Der Organismus funktioniert wie Haarbälge und verankert sein Wurzelsystem im Knochen.

Bu organizma, saç kökü gibi çalışıyor. Kökleriyle kemiğe demir atıyor.

Es ist ein komplexer Zauber, altes Zeug, das in Opfermagie verankert ist.

Bu karışık bir büyü kurban büyüsünden gelişme eski bir şeyler.

Der Steg ist fest verankert.

İskele de civatalarla tuturulmuş.

Jetzt verankere die Bewegung.

Şimdi duygularını gösterme zamanı.

Verankert alle Schiffe an ihren Andockklammern.

Tüm gemileri doklama rıhtımlarına demirleyin.

Um mit den Rovers zu verankern.

Bir ucunu Yüzey Aracı'na bağlarız.

Der "Kampf-oder-Flucht-Instinkt" ist in den Genen verankert.

Dövüşme ya da kaçma içgüdüsü genetik olarak kodlanır.