vergiftet

Eine vergiftete Bibel, seid Ihr sicher?

Zehirli bir incil mi, emin misin?

Dieser Fernsehkoch ist wirklich vergiftet worden?

Şu reality sov şefi gerçekten zehirlenmiş mi?

Wollen Sie sich etwa vergiften?

Kendini zehirlemek mi istiyorsun?

Jemand wollte sie vergiften.

Biri onu zehirlemeye çalıştı.

Jemand vergiftet diese Leute.

Birisi bu insanları zehirliyor.

Russischer Wodka durch Tschernobyl vergiftet.

Çernobil'de Rus votkasından zehirlenmiş biri.

Ich vergifte dich seit letztem Jahr.

Geçen yıldan beri seni zehirliyordum.

Eine vergiftete Klinge.

Zehirli bir bıçak.

Ich glaub, deine Hippie-Tante wollte dich vergiften.

Hippi Teyzen seni zehirlemeye çalışmış bence.

Irgendetwas hier vergiftet uns alle.

Burada bizi bir şeyler zehirliyor.