vermasselt

Jetzt ist alles vermasselt.

Şimdi Her şey berbat oldu.

Sie wird alles vermasseln.

Her şeyi berbat edecek.

Ich weiß, ich hab's vermasselt.

Biliyorum, İşleri berbat ettim.

Ich hab's vermasselt.

İşleri berbat ettim.

Ich hab's wohl vermasselt.

Herhalde her şeyi berbat ettim.

Ich vermassle alles!

Ben salağın tekiyim.

Drei Jahre Vorbereitung in fünf Minuten vermasselt!

Üç yıllık operasyonu beş dakikada mahvettin.

Diesmal hast du's wirklich vermasselt, Bruce.

Bu sefer gerçekten sıçtın, değil mi Bruce?

Egal, laut Saul, verschwendest Du deine Zeit, ich hab's vermasselt.

Saul'a göre vaktini boşa harcıyorsun. Her şeyi batırdım.

Nein, ich hatte meine Chance bei ihm und ich hab's vermasselt.

Hayır, onunla bir şansım vardı ve ben bunu berbat ettim.