wenn için Almanca-Türkçe çeviriler:

წადი შენი, -se, -nce · -ince · -sa · eğer · zaman, -diği zaman · ise · ki · ne zaman · ise de · şayet · her ne kadar · gerçi · iken · diğer çevirileri

wenn წადი შენი, -se, -nce

Wenn Sie versuchen abzuhauen oder eine weitere brillante Schleichattacke planen, wir sehen Sie.

Eğer gitmeye ya da bir başka sürpriz saldırı yapmaya kalkışırsanız sizi görürüz.

Wenn Sie ihnen wirklich helfen wollte.

Gerçekten yardım etmek mi istiyor?

Wenn Geschworene uneinig sind.

Eğer jüri bir karara varamazsa.

wenn -ince

Wenn Sie versuchen abzuhauen oder eine weitere brillante Schleichattacke planen, wir sehen Sie.

Eğer gitmeye ya da bir başka sürpriz saldırı yapmaya kalkışırsanız sizi görürüz.

Wenn Sie ihnen wirklich helfen wollte.

Gerçekten yardım etmek mi istiyor?

Wenn Geschworene uneinig sind.

Eğer jüri bir karara varamazsa.

wenn -sa

Wenn Sie versuchen abzuhauen oder eine weitere brillante Schleichattacke planen, wir sehen Sie.

Eğer gitmeye ya da bir başka sürpriz saldırı yapmaya kalkışırsanız sizi görürüz.

Wenn Sie ihnen wirklich helfen wollte.

Gerçekten yardım etmek mi istiyor?

Wenn Geschworene uneinig sind.

Eğer jüri bir karara varamazsa.

wenn eğer

Wenn Sie versuchen abzuhauen oder eine weitere brillante Schleichattacke planen, wir sehen Sie.

Eğer gitmeye ya da bir başka sürpriz saldırı yapmaya kalkışırsanız sizi görürüz.

Wenn ich sie

Eğer ben Evet?

Mr. GaribaIdi, wenn

Bay Garibaldi, eğer

wenn zaman, -diği zaman

Wenn Deepan Nairs schreit, erschauert Keralas greeney

Diban Niz bağırdığı zaman,Kirala'nın sebzeleri sallanırdı.

Wenn Monica stirbt, dann würde ich Emma bekommen. Stimmt's?

Monica ölürse, o zaman Emma'yı ben alırdım, değil mi?

Wenn alles vorbei ist, verspreche ich, dass ich endlich die Mutter sein werde, die du immer wolltest.

Her şey sona erdiğinde söz veriyorum ki, sonunda o her zaman istediğin anne olacağım.

wenn ise

Wenn sie eine Nazi-Agentin ist, müssen wir sie ausschalten.

Eğer bir Nazi köstebeği ise onu yok etmek zorundayız

Wenn Hoffman oder jemand anderes in Gefahr ist,

Eğer Dedektif Hoffman veya başka biri tehlikede ise

Wenn das eine drogenindizierte Psychose ist, ist es eine sehr spezifische.

Eğer ilacın neden olduğu bir psikoz ise, Çok kendine özgü bir tane.

wenn ki

Wenn unsere Handlinien eine Königsbarke bilden, sind wir füreinander bestimmt.

Eğer çizgilerimiz bir kraliyet mavnası oluşturmuşsa bu demektir ki, birbirimiz için yaratılmışız.

Ich schwöre auch etwas. Wenn sie stirbt, dann geht ihr beide in die Phantomzone.

Ben de yemin ederim ki, o ölürse ikiniz de Hayalet Bölge'ye gidersiniz.

Also dachte ich, wenn ich heute losfliege, bin ich morgen früh in Paris.

Ben de düşündüm ki bu akşam uçağa binersem sabah Paris'te olabilirim.

wenn ne zaman

Wie wär's, wenn Sie sich selbst helfen?

O zaman kendine yardım etmeye ne dersin?

Aber, du weißt schon, erst, wenn du dazu bereit bist, natürlich.

Ama, biliyor musun? Ne zaman hazır olursan tabii ki.

Immer, wenn sie geht, geht er auch.

Ne zaman o gitse, o da gidiyor.

wenn ise de

Ja, aber wenn er hier oben ist, ist er genauso gefährlich.

Evet ama burada ise de en az o kadar tehlikeli.

Wenn er Gesangslehrer ist, fress ich meinen Hut.

Eğer o şan dersi öğretmeni ise, ben de şapkamı yerim.

Wenn, andererseits wir Gruner nicht fassen können

Eğer, diğer yandan, Gruner'ı yakalayamazsak ise de

wenn şayet

Ich rasiere die Rotzbremse, wenn du die Seemannsschnauze kieIhoIst. Aye, aye!

Ben bu çorba tutucusunu keseceğim. .şayet sen şu eski denizci ağzını bırakırsan.

Wenn Emma irgendetwas zustößt

Şayet Emma'ya bir şey olursa

Also, wenn wir Radiofrequenz-Ablation kombinieren würden mit einer En-bloc-Resektion mit anteriorem Zugang

O zaman, şayet ön taraftan yaklaşarak radyofrekans ablasyonunu denersek, bütünüyle kazıyarak

wenn her ne kadar

Auch wenn er es wie ein schrecklicher Frauenhasser ausgedrückt hat.

Her ne kadar korkunç bir kadın düşmanı gibi konuşsa da.

Nein, aber wie viel einfacher wäre es, wenn es?

Hayır. Ama öyle olsaydı her şey ne kadar kolay olurdu.

Oliver ist ein guter Sohn, wenn auch nicht der beste Menschenkenner.

Oliver iyi bir evlat. Her ne kadar iyi bir insan sarrafı olmasa da.

wenn gerçi

Auch wenn das ein anderer Traum sein könnte.

Gerçi bu da bir başka rüya olabilir.

wenn iken

Ich hasste sie, wenn sie Scott Dworkin hießen oder Greg Pechenko oder Katie Greenwald.

İsimleri Scott Dworkin Greg Pechenko veya Katie Greenwald iken de nefret etmiştim.