winzige

Bis eine winzige, feuchte, kleine Insel sagt: "Nein!

Ufacık, nemli bir ada şöyle söyleyene kadar: "Hayır!

Heutzutage haben alle winzige Hunde.

Bugünlerde herkesin minicik köpekleri var.

Eine winzige Wohnung.

Ufacık bir daire.

Riesige Füße, winzige Ohren.

Büyük ayaklar, küçücük kulaklar.

Ein kleiner, winziger Wurm.

Küçük, ufacık bir Solucanım.

Eine winzige Stadt, aber reizend.

Küçük ama sevimli bir kasabadır.

Ein winzig kleines Ersatzrad.

Küçük yuvarlak bir stepne.

Ein winziger Schwips.

Hafif bir sarhoşluk.

Klitzekleine, winzige Blase.

Küçücük minnacık mesane.

Ihre winzigen Zungen sind wie Messer.

Küçük dilleri bıçak gibi keskin!