zweifelhaften

Walter ist in einem zweifelhaften Hotel in Washington Heights.

Walter Washington Heights'ta dandik bir otele geldi.

Ist Gott wirklich da, oder ist das zweifelhaft?

Tanrı gerçekten orada mı, yoksa yok mu ne?

Bei näherer Betrachtung scheint das zweifelhaft.

Daha yakından yapılan incelemeler, bunu doğrulamıyor.

Leidliche Qualität aus zweifelhaften Quellen.

Şüpheli kaynaklardan marjinal kalite.

Die Hypothese ist zweifelhaft.

Bu henüz doğrulanmamış bir hipotez.