Crichton

I'm telling you, Mick, it's like Rising Sun. It's like the Crichton novel.

Sana söylüyorum, Mick, bu Yükselen Güneş bu Crichton'ın romanı gibi.

You always wanted to take me from Crichton and now here's your chance.

Her zaman beni Crichton'dan almak istedin ve işte sana fırsat.

Crichton, are you sure this is such a good idea?

Crichton, bunun iyi bir fikir olduğuna emin misin?

You are like a plague, John Crichton, and you have ruined my life

Sen bir salgın hastalık gibisin, John Crichton, ve hayatımı mahvettin

It's a matter of priorities Crichton, you know which ship is more important.

Bu bir öncelik meselesi, Crichton, hangi geminin daha önemli olduğunu bilirsin.

Crichton, just just leave him alone, okay?

Crichton, sadece, sadece onu rahat bırak, tamam mı?

Is that really you, John Crichton?

Bu gerçekten sen misin, John Crichton?

This is a disaster, Crichton.

Bu bir felaket Crichton.

My name is John Crichton.

Benim adım John Crichton.

And John Crichton is alive and well

Ve John Crichton yaşıyor ve gayet iyi