Hundreds

Five, six, seven, eight, nine hundred dollars.

Beş, altı, yedi, sekiz, dokuz yüz dolar.

But there are thousands of gay men in this city, maybe a couple hundred thousand.

Ama bu şehirde binlerce, belki de birkaç yüz bin gay erkek vardır.

But I'll give you everything I've got; a few hundred dollars.

Ama size sahip olduğum her şeyi vereceğim; bir kaç yüz dolar.

I've told you a hundred times there's no point in coming every day.

Sana yüz defa söyledim; her gün gelmenin bir anlamı yok.

Come on, we've seen this face a hundred times before, haven't we?

Hadi, bu yüzü daha önce yüz kere gördük, değil mi?

A long time ago, maybe a billion hundred years ago, before anyone got sick or had to do exams,

Uzun zaman önce belki milyar yüz yıl önce önce herkes hasta var ya da sınavları yapmak zorunda

My aunt died, and she left me a couple hundred grand.

Teyzem öldü, ve bana bir kaç yüz bin dolar bıraktı.

I promised myself years ago all of those years, hundreds of times thousands of times and now I'm invited.

Kendime yıllar önce söz vermiştim, tüm o yıllar boyunca yüzlerce, binlerce kez ve şimdi davet edildim.

When was the last time you made five hundred dollars for thirty seconds of work?

En son ne zaman otuz saniyelik bir için beş yüz dolar kazandın?

One hundred thousand dollars cash and a bus ticket to Chicago.

Yüz bin dolar nakit. Bir de Şikago'ya otobüs bileti.