already için İngilizce-Türkçe çeviriler:

zaten · çoktan, çok · bile · şimdiden · önceden · daha önce · daha şimdiden · halihazırda · halen · diğer çevirileri

already zaten

Thank you. That's very nice of you, but I already have a father.

Teşekkür ederim, çok iyisin ama benim zaten bir babam var.

I've already told you Everything.

Sana zaten her şeyi söyledim.

You don't know how hard things are already for me.

Benim için her şey zaten ne kadar zor bilmiyorsun.

already çoktan, çok

Well, your dad can't make it because he has a real job, but I already said yes.

Baban gidemez çünkü onun gerçek bir işi var ama ben çoktan evet dedim bile.

I appreciate the offer, but actually your mother already gave me the money.

Teklif için çok sağ ol ama aslında annen bana parayı verdi bile.

I already called.

Ben çoktan aradım.

already bile

Well, your dad can't make it because he has a real job, but I already said yes.

Baban gidemez çünkü onun gerçek bir işi var ama ben çoktan evet dedim bile.

It's already killed four people.

Dört kişiyi öldürdü bile.

The governor already knows, and he thinks it's the right thing to do.

Vali biliyor zaten! O da bunun yapılacak en doğru şey olduğunu düşünüyor.

already şimdiden

He already told you what happened, now leave him alone!

Sana henüz ne olduğunu anlattı, şimdi onu yalnız bırak!

You've already killed two.

Şimdiden iki kişiyi öldürdün.

We've lost enough time already.

Şimdiden yeterince vakit kaybettik.

already önceden

I've already told you I don't know anything.

Sana daha önce de anlattım ben hiçbir şey bilmiyorum.

We've done that already over a month ago.

Daha önce yaptık zaten. Bir ay kadar önce.

Sir, I've already told you.

Bayım, daha önce de söyledim.

already daha önce

I've already told you I don't know anything.

Sana daha önce de anlattım ben hiçbir şey bilmiyorum.

I already asked him, and he said no.

Ben ona daha öncede sordum, ve o hayır dedi.

Sir, I've already told you.

Bayım, daha önce de söyledim.

already daha şimdiden

He looks so much better already.

Şimdiden çok daha iyi görünüyor.

It's better already.

Şimdiden daha iyi.

Already he's much better.

Şimdiden çok daha iyi.

already halihazırda

'Cause you're already such an amazing person And a great friend and an incredible mother.

Zaten halihazırda harika birisin ve çok iyi bir arkadaş ve inanılmaz bir annesin.

There is one thing we already have.

Halihazırda elimizde bir şey var zaten.

Then why am I not dead already?

O halde neden halihazırda ölü değilim?

already halen

The degradation claiming you, you've already become unbearable?

Arzuladığın aşağılanma dayanılmaz bir hale mi geldi?

The pain is almost unbearable already.

Ağrısı neredeyse dayanılmaz hale geldi.

Bomb squad already has it disarmed, but boss, they lost Fenten.

Bomba İmha Ekibi etkisiz hale getirdi ama Fenten'i bulamamışlar, patron.