blossomed

It's an experiment, madame, to to protect the blossoms from daylight, to preserve the scent better.

Bu bir deney, Bayan. Çiçekleri gün ışığından korumak ve kokuyu daha iyi muhafaza etmek için.

With church bells and champagne and a white frock, orange blossoms and a wedding cake.

Kilise çanlarıyla ve şampanyayla. ve beyaz bir frak, turuncu çiçekler ve bir düğün pastası.

To protect the blossoms from daylight. To preserve the scent better.

Çiçekleri gün ışığından korumak ve kokuyu daha iyi muhafaza etmek için.

Okay, gentlemen, we've already got a tinker bell, a lotus blossom.

Pekâlâ, beyler elimizde zaten bir Tinker Bell'imiz, nilüferimiz var.

Little Miss Raspberry Blossom, Culpepper, Virginia

Küçük Bayan Ahududu Çiçeği Culpepper, Virginia.

Now it doesn't matter who's the Plum Blossom Bandit

Ama şimdi Erik çiçeği eşkiyasının kim olduğunun bir önemi yok

A riot of orange blossom, and the bride looked like a dream.

Turuncu çiçeklerin isyanı gibiydi ve de gelin rüya gibi görünüyordu.

Soon we will be married, yes? Very soon, my little cherry blossom. LANA:

Yakında evleneceğiz, değil mi? çok yakında, benim küçük vişne çiçeğim

So you're the real Plum Blossom Bandit?

Demek gerçek erik çiçeği eşkiyası sensin?

What's the matter, my sweet little desert blossom?

Mesele nedir benim küçük tatlı çöl çiçeğim?