bottled

Kate, why don't you get, like, a bottle of water or a coffee or something?

Kate, neden bir şişe kahve ya da su gibi bir şey almıyorsun?

That's not a fake bottle of wine, it's a real bottle of wine.

O şarap sahte bir şişe değil, o gerçek bir şişe şarap.

I gave him a very nice lunch and a fresh bottle of wine.

Ona çok güzel bir yemek ve bir şişe şarap verdim.

Can we get another bottle of wine, please?

Bir şişe şarap daha alabilir miyiz, lütfen?

Marie would you bring a bottle of this excellent wine for my friend here?

Marie arkadaşım için bu mükemmel şaraptan buraya bir şişe getirir misin?

Find that key, and bring me a bottle of wine.

Anahtarı bul, ve bana bir şişe şarap getir.

Okay, so I bought you a bottle of champagne, right?

Tamam, sana bir şişe şampanya aldım değil mi?

Someone bought me a bottle of wine as a gift.

Biri hediye olarak bana bir şişe şarap aldı.

You came over here to give me a bottle of wine?

Buraya bana bir şişe şarap vermek için mi geldin?

Okay, just two more hours, and then it's ten days down a wine bottle.

Tamam, sadece iki saat daha ve sonra şarapsız on gün olacak.