campers

Just give me a cow and a salt shaker and I am one happy camper.

Bana sadece bir inek ve tuzluk ver ve ben mutlu bir kampçı olurum.

Another camper was strangled half an hour ago.

Yarım saat önce başka bir kampçı boğazlanmış.

Eric is not a happy camper.

Eric mutlu bir kampçı değil.

Many years ago, there was a camper named Neil Fisher.

Uzun yıllar önce, Neil Fisher adında bir kampçı vardı.

So, what, they're in some kind of camper lab.

Yani, ne bunlar, bir çeşit kamp laboratuvar mı?

I've always been the happy camper.

Her zaman mutlu kampçı oldum.

You're a capable hiker and camper, and a champion swimmer.

Sen yetenekli bir dağcı ve kampçı ve de şampiyon bir yüzücüsün.

Well, I'm a serious camper.

Ben ciddi bir kampçıyım.

He's not a happy camper, hmm?

Pek mutlu bir kampçı değil ha?

He's not a happy camper.

Mutlu bir kampçı değildir.