cleaners

A new self-sustaining power source. Much stronger than nuclear energy and infinitely cleaner.

Kendini besleyen yeni bir enerji kaynağı, nükleer enerjiden çok daha güçlü, ve son derece temiz.

I couldn't find a gun store or a grocery store, but I found a dry cleaner.

Ben bir silah deposu bulamadı ya da bir bakkal, ama bir kuru temizleme bulundu.

The dry cleaner ruined my dress for tonight, that's what happened.

Kuru temizleme bu gece için benim elbise harap, gerçek bu.

Drain cleaner, hydrochloric acid, match heads for red phosphorus ether and of course, the cold medicine.

Tortu temizleyici, hidroklorik asit, kırmızı fosfor için kibrit başları eter, ve tabii ki, soğuk algınlığı ilaçları.

And the vacuum cleaner, and the new washing machine.

Elektrikli süpürge ve yeni çamaşır makinesi de.

Okay, well, if he had a second phone, maybe the cleaner missed it.

Tamam, pekala, eğer ikinci bir telefonu varsa, belki temizlikçi bunu kaçırmıştır.

The pool cleaner that you saw, you saw him yesterday, not today, right?

Şu havuz temizleyiciyi diyorum bugün değil dün gördün, değil mi?

Give me the boat cleaner and a needle.

Bana tekne temizleyici ve bir iğne ver.

I'm still a pig, you're still a human vacuum cleaner.

Ben hala bir domuzum, sen de canlı bir elektrik süpürgesi.

I called the dry cleaner, they gave me a name.

Kuru temizlemeyi aradım, onlar da bana bir isim verdi.