coming için İngilizce-Türkçe çeviriler:

gelen, gelenler · gelecek · çıkan · varış · önümüzdeki · gelme · yaklaşan · yaklaşma · gelen gelecek · geliş · hücum · diğer çevirileri

coming gelen, gelenler

Okay, now you come here.

Tamam şimdi buraya gel.

Please come here and help us!

Lütfen buraya gel ve bize yardım et!

Have you come for her?

Onun için mi geldin?

coming gelecek

Carter, I know this is gonna sound weird, especially coming from me, but he's not like that.

Carter, biliyorum bu kulağa garip gelecek, özellikle de benden gelince. Ama o böyle biri değil.

Hey mom? When is brother coming back?

Anne, ağabeyim ne zaman geri gelecek?

Those men will come back today.

O adamlar bugün geri gelecek.

coming çıkan

There's only one way out and you're coming with me

Tek bir çıkış yolu var. Ve sen benimle geliyorsun.

Now go out, come back and talk to him.

Şimdi çık, yine gel ve onunla konuş.

Now, come on, just go on one date with me.

Hadi ama benimle sadece tek bir randevuya çık.

coming varış

Don't worry and keep working. I've come here because I have something important to tell you.

Endişelenme, çalışmaya devam et, buraya geldim; çünkü sana söyleyeceğim önemli bir şey var.

I need you. Come on.

Sana ihtiyacım var, hadi.

She is the same as you, she needs you, that's why she keeps coming back.

O da senin gibi, sana ihtiyacı var, bu yüzden gelmeye devam ediyor.

coming önümüzdeki

A month ago, she wrote to me to come right away because a most amazing thing had happened.

Bir ay önce, bana hemen gel diye yazdı; çünkü çok şaşırtıcı bir şey olmuştu.

I've done it before, so come on. Just hit me.

Bunu daha önce de yaptım, hadi vur beni.

How come we've never talked like this before?

Nasıl oldu da daha önce hiç bu şekilde konuşmadık?

coming gelme

Go and never come back.

Git ve asla geri gelme.

Go play some more and don't come back!

Git biraz daha oyna ve geri gelme.

Go get coffee and don't come back, all right?

Kendine kahve al ve geri gelme, tamam mı?

coming yaklaşan

I heard there's a big birthday party coming up.

Büyük bir doğum günü partisi yaklaşıyor diye duydum.

Come close a time or two.

Bir ya da iki kez yaklaşmıştı.

Something terrible is coming.

Korkunç bir şey yaklaşıyor.

coming yaklaşma

No, please, please, please, don't come any closer!

Hayır, dur lütfen, lütfen. Daha fazla yaklaşma.

Don't come near me, you monster.

Sakın bana yaklaşma seni canavar.

Don't come near me again.

Bir daha bana yaklaşma.

coming gelen gelecek

Carter, I know this is gonna sound weird, especially coming from me, but he's not like that.

Carter, biliyorum bu kulağa garip gelecek, özellikle de benden gelince. Ama o böyle biri değil.

Come again next year.

Gelecek yıl yine gel.

Come next week.

Gelecek hafta gel.

coming geliş

This is also your first time coming here, right?

Senin de buraya ilk gelişin değil mi?

Yeah right, maybe the Second Coming.

Evet doğru, belki ikinci gelişte.

It's not the second coming.

Bu ikinci geliş değil.

coming hücum

Come on, men, it's a charge!

Hadi, beyler, bu bir hücum!

And here comes Knauer and that big offensive unit for the guards.

Ve işte Knauer ve gardiyanların o büyük hücum takımı geliyor.